BIRAKIN ÇOCUKLARINIZ HİSLERİNE GÜVENSİN

BIRAKIN ÇOCUKLARINIZ HİSLERİNE GÜVENSİN

Çocuk istismarı, taciz ve tecavüz olaylarına ilişkin birçok önemli isimle sayısız haberler yapıp konuya olan hassasiyetimizi defalarca dile getirdik. Peki, aileler olarak çocuğumuza nasıl davranmalıyız, çocuğumuzun istismara uğradığını nasıl anlarız, çocuğumuzla ilişkimiz nasıl olmalı? Alanında Uzman Çocuk ve Ergen Terapisti-Pedagog Serap Melek Kılıç, bu soruları gazetemiz için yanıtladı.

 

 DOĞUŞ: Bir süredir gündemde yer alan çocuk istismarına ilişkin aileler oldukça tedirgin. Çocuklarına yaklaşımlarının doğru olup olmadığını, yanlış ise nasıl davranılması gerektiğini merak ediyor. Sizin alanında uzman bir Pedagog olarak ailelere vereceğiniz en önemli tavsiye nedir?

 

 PEDAGOG SERAP MELEK KILIÇ: Çocuk İstismarı, Ensest, Taciz maalesef insanlık yaşadığı sürece bizimle yaşamaya devam ediyor. Her saniye çocuklarımızın yanında olmamız ve korumamız mümkün değil maalesef. Bu nedenle onlara kendi kendilerini korumayı öğretmeliyiz. Buna öncelikle "Bu yaptığımda ne var ki canım abartmayın" dediğimiz şeylerle başlamamız gerekiyor. Birincisi şu cümleleri kurmayalım; “Bir kere öptürsen ne olacak, hadi sen kucağıma gel ben de sana şeker vereyim, yok canım sen yanlış anlamışsındır o öyle değildir, sen ne bileceksin daha küçüksün, çocuk aklınla karışma her işe, sen benim için şunu yap, ben de sana şunun için izin vereyim..” vb cümleler çok tehlikeli. Çünkü okul öncesi dönemde (0-6 yaş) çocuğunuzun kendi kendisini tehlikelerden korumasının en temel yolu; "hislerine güvenmesi". Kendisini ancak bu yolla koruyabilir, yani bir kişiyi veya kendisinden istenen bir şeyi "sevmemesi, istememesi" onu tehditlerden koruyan en temel mekanizmadır ve çocuk, hisleriyle ilgili farkındalıklarını doğru kullanabildiği düşüncesinden uzaklaştırılmamalıdır. Sezgilerini hiçe sayıp "sen daha çocuksun anlamazsın” veya “sen bunu yap ben sana şunu alırım" dediğinizde; "istemesem de sevmesem de benden istenen şeyi yaparsam belki istediğim bir şeye sahip olabilirim" “zaten ben çocuğum muhtemelen yanlış anladım” düşüncesi oluşup kafası karışabilir. 

 

DOĞUŞ: Peki çocuklar ailelerinin işini mi kolaylaştırmalı yoksa hislerine mi güvenmeli?

 

PEDAGOG SERAP MELEK KILIÇ: Burada en önemli soru ebeveynlere; Çocuğunuz sizi zorlasa da, Hislerine mi güvenmeli yoksa işinizi kolaylaştıran biçimde kendisini etkilemeye çalışan kişilere mi? Bugün etkilemeye çalışan annesi, babası, teyzesi, babaannesi evet iyi insanlar var etrafında ama hadi bir gün yalnızken istemediği bir durumla karşılaşırsa? Anne ve babasının ona öğrettiği bir şeyi "İstenilen şeyi yap ve istediğin şeyi kazan" bakış açısı normalleşirse; olumsuz duygular hissettirse dahi karşısındaki kişiye düşünmeden güvenip "ne olacak ki" derse? İşte O zaman istismara açık hale gelmiş olur. O vakit geldiğinde her şey için geç olmasın diye, ona Sezgilerine güvenmeyi öğretin ve sezgilerini Yok saymamaya özen gösterin İyi temas-Kötü Temas arasında incecik bir çizgi var ve siz o çizgiyi aşarsanız o vize herkes için açık hale gelebilir.

 

DOĞUŞ: Bazen de hiç farkında olmadan birçok yanlış davranışta bulunuyoruz, bunlardan en önemlisi sizce ne?

 

PEDAGOG SERAP MELEK KILIÇ: Yavrumuz canımızın içi olsa da, ona asla kötü niyetle yaklaşmasak da, bazı yaklaşımlarımız kötü sonuçlar doğurabilir. Mesela; Çocuklarımızı Dudaktan Öpmemiz gibi. Bebekliğinden itibaren bizi gözlemleyen çocuklarımız, ebeveynleri ile olan ilişkilerini baz alarak kendi ahlak çerçevelerini oluşturmaya başlıyorlar. Anne ve baba ile iletişiminde kullandığı tensel temas öğeleri ve sevgi sözcükleri, bir süre sonra çocuğunuzun dış dünyayla gerçekleştirdiği sevgi alışverişinde temel mekanizmalar haline dönüşüyor. Yani biz anne babalar olarak çocuklarımızı severken cinsel öğeler içeren davranışlara dair pekiştirici tepkilerde bulunduğumuzda, çocuğumuz farklı bir zamanda dış dünyadan gelebilecek istismar amaçlı davranışları ayırt edemeyebiliyor. Dudaktan öpme davranışımız görünürde zararsız olsa da, geçmişten bu güne aktarılmış olması beklenen mahrem alan sınırlılığının ihlaline yönelik riskler içeriyor. Babası veya annesi tarafından çocukluk çağına kadar karşı cins ebeveynle banyoya girmek, sürekli kucağa alınıp tetikleyici şekilde hoplatıp zıplatarak sevilmek, dudak dudağa öpüşmek, erojen ve cinsel öğe içeren bölgelerin (popo, göğüs, penis) ebeveynler tarafından rahatça sevilip okşanması, çocuğun yanımızda çırılçıplak kalmasına müsaade etmek, ilk bakışta masumca gelse de ilerleyen zamanlarda çocuğumuzun, bir başkası tarafından aynı şekilde istismara uğramasına neden olabiliyor. Pedagoganne-Yani öz anne baba tarafından cinsel çağrışımlar içeren bir tarzda sevilen çocuk, bir akraba, komşu veya yabancı bir kişi tarafından da aynı muameleye maruz kaldığında; sevmenin bir şekli sandığı bu davranışlar sayesinde cinsel tacize maruz kalabiliyor. Çocuğun tacizi algılayamama nedeni ise anne ve babadan öğrendiği sevgi ifade şeklinin bu yönde olması olabiliyor. Yani çocuk için Cinsel Öğe içeren davranışlar normalleşmiş oluyor. Bu nedenle anne ve babaların çocuklarını severken onların mahrem alanlarına saygılı olmaları, çocuklarını dış dünyadan gelebilecek tehlikelerden koruyabilmeleri konusunda en önemli detay.

 

DOĞUŞ: Son olarak ebeveynler için çocuklarını istismardan korumanın bir yol haritası olsaydı ne olurdu? Desek ne önerisisiniz?

 

PEDAGOG SERAP MELEK KILIÇ: Çocuklarımızı korumanın yolu, böylesine kötü bir olayla karşılaştığı anda vermesi gereken tepkiden daha çok, böyle bir sürece sürüklenmeden önce bilinçli ve dikkatli olmasını öğretmekle mümkün. Bedenlerine kimsenin dokunamayacağını, yabancıların sözle, gözle, elle veya akla gelebilecek hiç bir şekilde kendisine, bedenine ve mahrem Alanına girme Hakkı olmadığını öğretin. Bunu yaparken de önce siz ona saygı duyun.  Zorla öpmeyin ki, öptürmemeyi öğrensin, hata yaptığında şiddet uygulamayın ki kimsenin uygulamasına izin vermesin, yakın akraba komşu gibi kişilerle (yaşı küçük ve ergenler dahil) baş başa bırakmayın ki oyun sanıp kanmasın, yabancıların sizin gözünüzün önünde ona şeker çikolata verip makas almasına izin vermeyin ki, sizin olmadığınız yerde de kabul etmesin, başkalarının yanında soyup üst baş Değiştirmeyin ki çıplaklığın anlamını bilsin, tuvalette kapı kapatıldığını ve başkalarının bedenine de kendi bedenine de saygı duyması gerektiğini anlatın ki mahremiyeti öğrensin. Ama en önemlisi; ona her gün gününün nasıl geçtiğini sorun ki, kırıldığı, üzüldüğü, korktuğu veya kötü hissetmesine sebep olan bir olay yaşadıysa eğer erkenden haberiniz olsun ama sakın "sakın bir daha gitme oraya, ben sana demedim mi" gibi sözlerle korkutmayın ki sizden hiç bir şeyi saklamadan anlatsın. Ayrıca İstismarcıların yüzde 50 den fazlasının akraba, komşu, aile dostu gibi "yakın çevre" den olduğunu da unutmayın.

 

Röportaj: Nevre Saraç

9.07.2018 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin