DAHA HIZLI, DAHA ADİL YARGI

DAHA HIZLI, DAHA ADİL YARGI

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, 1 Ocak tarihi itibariyle uygulamaya giren arabuluculuk sistemi hakkında 4 günde 96 başvuru yapıldığını açıkladı. Gül, 15 Temmuz sürecini kapsayan KHK ile ilgili olarak; “15 Temmuz'da canıyla kanıyla darbeye karşı direnen vatandaşlarımızın yargılanmaması için bir düzenleme yaptık. Tankın karşısında duran bir vatandaşımızın yarın mahkemeye 'sen tanka niye zarar verdin' diye giderse daha mı iyi olacak?” ifadelerini kullanırken, mahkeme süreleri hakkında "Hiçbir sebep olmadan 'mahkemeyi 8, 9 ay sonra yapıyorum' diye bir şey yok, bugün git yarın gel yok. Hızlı, adil hangi sürede olabilecek, bunlar üzerinde çalışılıyor. Bütün derdimiz; milletin yargıya güvenmesi, hızlı, etkin, makul sürede yargılanmanın tamamlanmasıdır” dedi.

  Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, Gaziantep'te AK Parti 6. Şehitkamil Olağan Genel Kurulunda yaptığı konuşmada bakanlık ve Hakimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) yaptığı çalışma ile davaların artık 8 ayın altında süreceğini söyledi. Mahkemelerin sebepsiz yere 8, 9 ay sonrasına atılamayacağını belirten Bakan Gül, "Bu dönemde bakanlık olarak da hedef süreler üzerinde çalışıyoruz. Hiçbir sebep olmadan mahkemeyi 8, 9 ay sonra yapıyorum diye bir şey yok, bugün git yarın gel yok. Hızlı, adil hangi sürede olabilecek, bunlar üzerinde çalışılıyor. Davaları uzayanlar ile ilgili teftişler, eğitimler yapılacak. Bu konudaki süreleri bakanlık ve HSK olarak da çok sıkı olarak takip edeceğiz. Bütün derdimiz milletin yargıya güvenmesi, hızlı, etkin, makul sürede yargılanmanın tamamlanmasıdır. Bunun için çalışıyoruz" dedi.

 ARABULUCUYA 4 GÜNDE 96 BAŞVURU

  Bakan Gül, 1 Ocak 2018 tarihi ile birlikte uygulamaya giren arabulucuya 4 günde 96 başvuru olduğunu, bunlardan 90'nın sulh ile sonuçlandığını ve sadece 6'sının mahkemeye gittiğini açıkladı. Daha önce bu kişilerin direkt mahkemeye başvurduğunu hatırlatan Gül, arabulucuk ile işçi ve işveren korunurken  mahkemelerin iş yükünün azaltıldığını ve ülke ekonomisinde de kayıpların önlendiğini kaydetti. Bakan Gül, "Adalet hizmetlerinde iş uyuşmazlıklarında, işçi-işveren arasında uyuşmazlık olduğunda yeni başlayan bir uygulamamız var. Bu uygulama ile işçi işveren arasında uyuşmazlık olduğunda direkt mahkemeye gidiyordu. Bizim anlayışımızda mahkemeler en son çaredir. Şimdi arabulucuya gidecek. Bu yeni sistem yeni yılın ilk dört gününde uygulandı. 4 günde 90 işveren ile işçi anlaşmış, 6 işçi ve işveren ise anlaşamamış. 90 kişi el sıkışıyor. İşçi parasını alıyor, işverende dava ile uğraşmıyor. Bende avukatlık yapmış bir kişi olarak söylüyorum. Yıllarca dosya bilirkişiye gider, gecikirdi. Bilirkişinin onlarca dosyası vardı. 2 sene, 3 sene, hatta 4 sene sürerdi. Bu arada faiz işliyor. İşveren bir an önce bitsin de 'kaç paraysa vereyim' diyor, mahkemeye gidiyor. Ama mahkeme 'yok bitmeden sana ne ödeyeceğini söyleyemeyiz' diyor. Faiz işliyor, işveren ne kadar ödeyeceğini bilmiyor, işçi de parası yok, bir an önce parasını alayım da çoluk çocuğuma bakayım diye düşünüyor. Böylece mahkemenin de iş yükü azalacağı için  misalen yüz dosyaya bakacağı yerde 20, 30 dosyaya bakınca 5 ay sonraya değil, bir ay sonraya gün verecek. Bu uygulamayı etkin bir şekilde kullanarak, anlaşmanın, sulhun çalışma barışına, ülke ekonomisine çok büyük katkısı olacağını bir kez daha hatırlatıyorum. Hayırlı olsun bu reformlar" şeklinde konuştu.

 

  KURUMLAR ÖNCE SULH OLACAK, SONRA DAVA AÇABİLECEK

  Bakan Gül, kurumların birbirleri ile ilgili, devletin vatandaşlarla olan davalar konusunda da yeni düzenlemeler yapıldığını belirterek, "Mahkemelerde devlet kurumları birbirleri ile davalı oluyor. Karayolları, demiryolları ile. Artık bunu da bir sulh yoluyla çözüyoruz. Önce sulh olacaklar, ondan sonra mahkemeye gidecekler. Vatandaşımız devlet ile olan davasında önce sulh için başvuracak, ondan sonra mahkemeye gidecekler. Mahkemeler uzamayacak, iş yükleri artmadığı için daha adil ve hızlı kararlar verilecek" ifadelerini kullandı.

 

  "HAKİMLERİN ÜÇTE BİRİ FETÖ'CÜYDÜ"

  Bakan Gül, hakimlerin üçte birinin FETÖ'cü olduğunu belirterek, "Hakimlerin üçte biri FETÖ’cü hakimlerdi. Cübbe giymişlerdi ama esasen FETÖ örgütünün mensuplarıydı. Şimdi bunlar yargıdan temizlendi. Temizlendikçe yargıya olan güven, anayasaya, hukuka uygun yargılamalar daha da artacak. Tüm bunların takibini de teftişlerle birlikte, eğitimlerle birlikte hep beraber yapacağız" dedi.

 

  "BİLİRKİŞİ SİSTEMİ KEYFİ UYGULAMALARI ÖNLEYECEK"

  Gül, yeni yılda bilirkişi reformunun da uygulamaya geçildiğini söyleyerek, bilirkişi ile keyfi uygulamaların önüne geçileceğini ifade etti. Uygulamalarda belli bir standardın yakalanacağını anlatan Gül, "Bilirkişi Kanunu da yürürlüğe girdi. Artık keyfi bir şekilde farklı şekilde her yerde ayrı uygulamalar değil, tek tip uygulaması ile bilirkişilik diye bir standart getirildi. Bunların sicilleri tutularak, denetimleri yapılarak, performanslarına bakılarak, bilirkişilik sisteminde de keyfi yanlış uygulamalara son verilecek bir düzenleme hayata geçirildi" diye konuştu.

 

  "YENİ DÖNEMDE VATANDAŞIN CEBİNE GİREN PARAYI ARTTIRACAĞIZ"

  Bakan Gül, AK Parti'nin siyasal dili kucaklayıcı bir dil olduğunu vurgulayarak, ana muhalefetin ise kavgacı ve seviyesiz üslup ile siyaset yaptığını kaydetti. AK Parti'nin kavgacı ve ötekileştirici dil kullanan ana muhalefete cevap vermekte değil, vatandaşın cebine girecek parayı arttırmak için kendisiyle yarıştığını anlatan Gül, "AK Parti’nin siyaset anlayışı, 80 milyonu birinci sınıf vatandaş kabul eden bir anlayışa sahiptir. Bizim anlayışımızda ötekileştirmek yoktur. Bugün siyaseti seviyesizleştirmek isteyen ve bunda da kısmen başarılı olan anlayış ana muhalefetin ortaya koyduğu ötekileştirici, dışlayıcı, kavgacı, seviyesiz üsluptur. Türkiye’de siyaseti daima kendi seviyelerine çekmek için gayret gösteren bu anlayışın ülkemize verebileceği hiçbir şey yoktur. Biz AK Parti olarak asla ve asla ülkemizi daha fazla büyütmekten, daha iyi yerlere getirmekten geri durmayacağız. Bu tür kısır çekişmelere hiç takılmadan, taş üstüne taş koyarak yolumuza devam edeceğiz. Biz laf yetiştirmek, dışlayıcı üslupla konuşan bu muhalefetle yarışacak değiliz. Biz kendimizle yarışırız. AK Parti olarak 15 yılda üç kat büyüttük, şimdi nasıl olur da 5 kat, 10 kat büyütürüz onun derdindeyiz. Türkiye’nin ekonomisini nasıl büyüttüysek, dışarıya, IMF’ye borçlarımızı tamamladıysak, ülkemizin ekonomisinde genel iyileşme olduysa, şimdi yeni dönemde vatandaşın cebine giren parayı arttıracağız. Ali abinin, Hüseyin abinin, Ayşe ablanın cebine giren parayı büyüteceğiz, çoğaltacağız. Ekmeğimizi büyüteceğiz, evimizdeki huzurumuzu arttırmak için gayretimizi göstereceğiz" ifadelerini kullandı.

 

 

 ‘15 TEMMUZ’DA SOKAĞA ÇIKAN VATANDAŞIMIZI YALNIZ BIRAKMAYACAĞIZ’

  Adalet Bakanı Abdülhamit Gül, olağanüstü hal kapsamında çıkarılan ve 15 Temmuz sürecini kapsayan KHK'ları Anayasa Mahkemesi'ne götüren CHP'yi eleştirerek, "Tabii 15 Temmuz'da canıyla kanıyla darbeye karşı direnen vatandaşlarımızın yargılanmaması için bir düzenleme yaptık. Tankın karşısında duran bir vatandaşımızın yarın mahkemeye 'sen tanka niye zarar verdin' diye giderse daha mı iyi olacak? 15 Temmuz için sokağa çıkmış hiçbir vatandaşımızı yalnız bırakmayacağız. O gece devletin yanında duran millete bugün de milletin yanında duran devletin sembolik düzenlemesidir" dedi.

  FETÖ İLE ETKİN MÜCADELE

  Gül, "2001 yılından beri ayak oyunları, darbe oyunları devam etti. O günden beri geziyi bahane ederek 17-25 Aralık, yargıyı kullanarak yapılmak istenen darbe girişimleri ve yine 6-8 Ekim olayları ile ülkemizin karıştırmak isteyenlerin senaryoları hep beraber gördük. En son 15 Temmuz'da hain FETÖ örgütünün yapmaya çalıştığı darbe girişimini yine birlikte gördük. Bütün bunlar 'bu ülkeyi millet yönetmesin, vesayet yönetsin' diye. Millet iktidar olmasın anlayışından kaynaklanıyor. Peki neden buna çaba gösteriyorlar? Çünkü Recep Tayyip Erdoğan, 'Türkiye hasta adam değil' der. Bu adam, bu ülke, lider ülke olmuştur. O yüzden Türkiye ve lideri daha öncekileri gibi ülke gezerek 'ne olur bana şu kadar bin dolar verin emeklilerin vatandaşlarının maaşları ödeyemiyorum' diyen başbakanlardan değil. IMF'ye borcumuzu 14 Mayıs 2013'te son kurşunu da ödeyerek, 'bu illeti ülke ülke gezdirip para dilendiren bir ülke haline getirmem' diyen bir Recep Tayyip Erdoğan olduğu için rahatsız oluyorlar" diye konuştu.(

7.01.2018 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin