SEVGİYLE GELEN ŞİFA

SEVGİYLE GELEN ŞİFA

YOĞUN BAKIMLAR HASTALARA HAPİSHANE OLMASIN!

Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kovid Yoğun Bakım Servisi, yaklaşık 1 yıldır korona virüse karşı gösterdiği mücadele ile örnek oluyor. Hastane Kovid Yoğun Bakım Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Gülseren Elay, 50 kişilik ekibi ile birlikte servisteki mucize kurtuluşları gazetemize anlattı. Elay, hastaların tıbbi tedavinin yanı sıra sevgiyle iyileştiğinin altını çizerek, “Yoğun bakım servisinde hastalara hapishane hayatı yaşatmamak gerekiyor” dedi.

Korona virüs, geçtiğimiz Mart ayından bu yana ülkemizde etkisini gösteriyor. Dünyayı sarsan salgınla mücadelenin başkahramanları sağlık çalışanları ise, canları pahasına can kurtarıyor. Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kovid Yoğun Bakım Servisi, şimdiye kadar hayata bağladığı yüzlerce hastanın sevgisiyle şifa olmayı sürdürüyor. Hastane Kovid Yoğun Bakım Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Gülseren Elay ve 50 kişilik ekibi, bütün kronik hastalıklarına rağmen gönüllü olarak görevini sürdürüyor. Gazetemiz Genel Müdürü Aslı Emektar’a açıklamalarda bulunan Kovid Yoğun Bakım Sorumlusu Elay, en büyük gücü hastane idarecilerinden aldığını vurgulayarak, “Görevimizi yerine getirirken en büyük desteği Başhekimimiz Prof. Dr. Belgin Alaşehirli ’den alıyoruz. Başhekimimiz bize ailemizden biri gibi yaklaşıyor ve motivasyonumuzu yükseltiyor. Eğer bizim şevkimiz kırılsaydı bu işi bu kadar başarılı yürütemezdik. Sadece yoğun bakım servisi olarak değil hastane idarecileri dahi ailemizin içinden biri gibi olunca işimizi de gönülden yapıyoruz” dedi.

CANLARINI, CAN KURTARMAK İÇİN FEDA EDİYORLAR

Gaziantep Üniversitesi Şahinbey Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kovid Yoğun Bakım Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Gülseren Elay, korona virüsün başladığı ilk günden bugüne kadar gönüllü olarak çalıştıklarının altını çizerek, “Servisimizde ben dahil kronik rahatsızlığı bulunan ekip arkadaşlarımız mevcut. Bütün bu hastalıklarımıza rağmen canla başla görevimizi yürütüyoruz. Servisimizde her ay 5 Dahiliye asistanımız canla başla çalışıyor. Asistanlarımız, nöbetleri çok yoğun geçmesine rağmen gözlerini bile kırpmıyorlar, hastaları yakınları gibi sahipleniyorlar. Bütün çalışanlarımız gönülden işlerine bağlı ve severek görevlerini yerine getiriyor” ifadelerine yer verdi.

HASTALIKTAN KAÇMIYORUZ

Yoğun bakım servisinde gönüllü olarak görev yaptıklarını vurgulayan Elay, “Normal şartlarda rapor alma hakkımız varken hiçbirimiz görevimizi bırakmak istemiyoruz. Çünkü biz şuna inanıyoruz: bize birçok hasta geliyor, gelen hastaların çoğu makam ve mekvii sahibi insanlar oluyor. İnsanlar yakınları veya kendileri bu servise geldiğinde bütün unvanlardan sıyrılıyorlar. Hizmetimiz makam, mevki ve para ile alınacak bir hizmet değil. İnsanları en yalın ve en çaresiz haliyle görüyoruz. Biz bu insanlara yalnızca tıbbi hizmet vermiyoruz, dost oluyoruz. Kovid sırasında birçok hastamızla kalıcı dostluklar oluşturduk. Bir şeyden kaçarak onu engelleyemeyiz, bu sebeple hastalıktan kaçmıyoruz. Bu işi gönüllü, özverili, istekli yapan kişilerin yanında tedavi olarak bu hastalıktan kurtulabilirsiniz” dedi.

BURADA PARA, MEVKİ, MAKAM, UNVAN DEĞİL SADECE NEFES KIYMETLİ

Kovid Yoğun Bakım Sorumlusu Elay, nefes almanın önemini bir kez daha anladıklarını belirterek, “Nefes almanın ne kadar önemli olduğunu bu süreçte öğrendik. Özellikle ekip olarak Kovid sürecinde ufak şeylere takılmamayı öğrendik ve hayatın kıymetini gördük. 20 yaşında oksijen alamayan hastalarımızı görünce nefesten daha kıymetli bir şey olmadığını gördük. Servisimizde çalışan 50 kişiden 43’ü pozitif olduğu halde görevinden ayrılmadılar. Ekibimiz görevini severek ve gönülden yerine getiriyor. Disiplinli bir çalışma ortamımız mevcut. 24 saat kamera sistemi üzerinden hastalarımızı hem yataklarındayken hem de koridordayken takip ediyoruz. Yaklaşık 1 buçuk ay önceye kadar kamera kayıtlarını saklıyoruz. Her hastamızı çok yakın takip ediyoruz. Sosyal hayatımız iş yoğunluğu ve akşam sokağa çıkma kısıtlamalarından dolayı maalesef yok. Temel ihtiyaçlarımızı dahi almakta güçlük çekiyoruz” dedi.

ALINAN ÖNLEMLER BİZİM YAŞAM TARZIMIZ

Ekip olarak korona virüs sürecinden psikolojik anlamda olumlu şekilde etkilendiklerini belirten Elay, “Görev bize verildiğinde korona virüsün ne olduğunu ve tedavisinin nasıl uygulanacağını dünyada bilen yoktu. Ailemde de kronik rahatsızlığı olanlar mevcut. Fakat görev bize verildiğinde dedim ki; ben bu işten kaçarsam hastalık beni bulur. Bize otel tesis edilmesine rağmen ailemizin yanında kalmayı tercih ettik. Yaklaşık 10 yıldır yoğun bakım servisinde damlacık enfeksiyonlarına ilişkin çalışmalar yürütüyordum. Korona virüs yalnızca vatandaşların bildiği ve popüler olan bir salgın. Mesleğimiz zaten Kovid gibi hastalıkları tedavi etmek olduğu için, yıllardır bu korunma önlemlerini biliyor ve uyguluyorduk. Kovid öncesinde de maske takıp, 1 metre mesafe koyup, hijyene dikkat eden bir ekiptik. Bu önlemleri aldığımız için zaten korunaklıydık. Bütün hijyen kurallarına bugün de dün de uyuyoruz, bu bizim yaşam tarzımız. Biz ekibimizle gönülden işe koyulduk, inançlarımızdan destek aldık. Biz de Kovid olabiliriz, kaçamayız. En fazla bütün önlemleri almalı, yenilikleri takip etmeliyiz. Başka virüsler de olacak” dedi.

FİZİKİ MESAFE OLSA DA GÖNÜLLER YAKINLAŞTI

Yoğun bakım servisinde yalnızca korona virüs hastalarını tedavi etmediklerini aktaran Elay, “Yoğun bakımımızda aktif tüberkülozlara, H1N1 vakalarına da baktık, bakıyoruz. Korona virüs sürecinde de insanlarla aramızda fiziki mesafe olsa da gönülden yakın dostluklar kurduk. Hastalarımızın korkularını gidermek için aynı zamanda bir psikolog gibi yaklaştık. İnancımız ve mesleğimizi sevmemiz sayesinde ekip olarak psikolojimiz daha da iyi durumda. İnsanlara yardım etmek, almaktan çok vermek daha iyi hissettiriyor. Odamızda ip atlamaya, egzersiz yapmaya başladık. Kovid sürecinde kardiyo egzersizlerinin yoğun bakımda solunumu düzelttiğini gördük” şeklinde konuştu.

HASTALARA HEM İLAÇLAR HEM SEVDİKLERİ ŞİFA OLUYOR

Çalışanların hastalara tıbbi hizmetin yanı sıra hastaların taleplerini de yerine getirmeye çalıştıklarını belirten Kovid Yoğun Bakım Sorumlusu Elay, “Hemşirelerimizden biri hastalarımıza şarkı söyleyerek hayata bağlıyor. Hastalarımızı müzikle de tedavi ediyoruz. Hemşirelerimizden biri servisimizde nöbetteyken genç gebe bir korona virüs hastasının odasında 12 saat boyunca aralıksız kaldı, tedavisine destek oldu. Hemşiremiz hastayı doğuma dahi götürdü. Sonrasında hemşiremiz çok ağır şekilde korona virüs geçirdi, buna rağmen yılmadı. Hastalarımızın, hasta yakınlarıyla bağlarını da koparmamaya çalışıyoruz. Bu sebeple istediği kitap, radyo ya da sevdiği bir yiyeceği hastamıza getirmelerini sağlıyoruz. Tıbbi tedavinin yanı sıra hastalarımızın psikolojik olarak da hayata bağlanmaları çok önemli. Hastalarımızda kas problemleri oluyor, bu sebeple hastalarımızı hem ilaçla tedavi ediyoruz hem de sevdiği bir yakınının gelip fizyoterapist eşliğinde tüm önlemleri alarak masaj yapmasını sağlıyoruz. Hastalarımızın en sevdiği kişiyi görmeleri onların daha çabuk iyileşmelerini sağlıyor. Geçtiğimiz günlerde ölmek istediğini söyleyen bazı hastalarımızın, bugün sevdikleriyle bir an daha vakit geçirmek adına yaşamak için verdikleri çabayı görüyoruz” dedi.

HASTA YAKINLARININ DUASINI ALIYORUZ

Hastaları oksijen tüpüyle de olsa koridorda yürüttüklerini belirten Elay, “Hastalarımıza hem müzik dinletiyoruz hem de bebek yağları ile masaj yapıyoruz. Hastalarımızı yakınları ile, sadece yüzlerinin görüneceği şekilde görüntülü olarak görüştürüyoruz. Bu görüşmelerin tedaviye çok büyük etkisi oluyor. Bir hastamızın annesi, hastasından haber alamayınca kaybettiklerini düşünmüş. Biz anneye, hastamızın hemşiremizle birlikte şarkı söylediği videoyu gönderdik. Annesi, hasta oğlundan haber alınca bize dua videosu çekip gönderdi. Biz hasta ile hasta yakınının bağını koparmadan tedavi etmeyi amaçlıyoruz” dedi.

BİZ MÜZİKLE, SEVDİKLERİYLE, KALBİMİZLE TEDAVİ EDİYORUZ

Bir hastanın çocukları ile yaşanan anıyı aktaran Elay, “Bir hastamızın çocukları annelerinin bir daha hastaneden çıkamayacağını düşünerek ağlamışlardı. Hastamız ile çocuklarını yalnızca yüzünün görüneceği şekilde görüntülü görüştürdük. Çocuklar annelerinin döneceğine inandı, hastamız da çocuklarına kavuşmak için hayata daha sıkı sarıldı. Bazı hastalarımız yaşamak istemiyor, ama bir yakınının sesini duyduğunda ya da yakınını gördüğünde ona kavuşmak için tedaviye destek veriyor. Hastalarımız yoğun bakıma geldiklerinde buradan sonrasının morg olduğunu sanıyorlar. Ama bir yakınları gelip de destek verdiğinde iyileşip döneceklerine inanıyorlar. Hayata sarılıyorlar. Biz müzikle, sevdikleriyle, kalbimizle de tedavi ediyoruz. Yoğun bakım servisinde hastalara hapishane hayatı yaşatmamak gerekiyor. Hastalarımız sevdiklerinden kopmamalı. Biz çalışanlar olarak ne verirsek verelim, sevdikleri ile olan sevgi bağı da ilaç kadar etkili oluyor” dedi.

HASTAMIZ BEBEĞİ İLE HAYATA BAĞLANDI

Hasta yakınlarının hastayı hayata bağladığını belirten Elay, “Bir korona virüs hastamızın doğumunu gerçekleştirdik. Yıllar boyu uygulanan tedavi sonucunda bebek sahibi olmuştu. Hastamız bebeğini kaybettiğini düşünerek tedaviye karşı kendini bıraktı. Bebeğinin videosunu gösterdik. Eşinin kolunda bebeği gördü ve eşi, hastamıza ‘Bak bebeğimiz seni bekliyor, bir an önce düzel ve bebeğimizi emzir’ dedi. Nefes alamazken bile yürümeye çalışıyordu. Bebeği onu hayata bağladı” ifadelerine yer verdi.

Hastane Kovid Yoğun Bakım Sorumlusu Dr. Öğr. Üyesi Gülseren Elay, son olarak “Hastalıktan kaçmayarak mücadele ediyoruz. Bir gün bizler de hasta yatağımızda destek arayabiliriz” dedi. (NEVRE DUMAN)

9.02.2021 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz
Sosyal Medyada Bizi Takip Edin