ANTALYAYI GEZME VAKTİ

Ali Dat

ANTALYAYI GEZME VAKTİ

Gaziantep’ten, sabah saat 8’de yola çıkıyoruz. Mersin’in tarihi Eshabı Keyf ve yanında Taşkuyu mağalarını geziyoruz. Ama Taşkuyu deyip geçmeyin mutlaka görülmesi gereken bir yer. Işıklandırılmış sanki yer altında on katlı bir bina gibi gizemli, tabii oluşumlu görmeye değer bir mağara.

Antalya yolunu tutuyoruz. Sahil yolunda onbir tüneli güzel bir yoldan geçtikten sonra, iki yerde eski kıvrımlı bir yolun hem güzelliğini, hem de yorgunluğunu çıkarıyoruz.

Nihayet akşam saatlerinde Antalya Polis Moral Eğitim Merkezine ulaşıyoruz. Emniyet Müdürü oğlumun selamını, 1. Sınıf Emniyet Müdürü R. Bülent Taşçı Beye ulaştırıyorum.

Polis tesisindeki bakım 5 yıldızlı otel ayarında temizlik, bakım, dört dörtlük. Üstelik bütün sivil vatandaşlarda kalabiliyor. Diğer otellere göre çok ucuz ve kaliteli. Her gün temizlik, bakım, personel alabildiğine misafirlerle ilgileniyor. En ufak bir hata yok. Teras restoranda, Antalya ayağının altında, yemek keyfi bir başka. Ne istersen o var. kebabı, tatlısı vs. vs. üstelik şehir merkezinde ulaşım çok rahat. Bir gün teleferiğe çık, Antalya’yı tepeden seyret. Bir gün Düden şelalerine git. Suyun gözü nasılmış gör. Doğal serinlik. Bir başka gün, Deniz otobüsüyle kemer’in güzelliğini seyret. Deniz pırıl, pırıl. Suyu tam girilecek kıvamda. Antalya’nın denizi güzel ama, kemer başka. Yalnız yat limanında bulunan kayıkçı İsmail kaptanın balığını yemeden dönmeyin. İşte böyle Antalya’da Fazilet Hala’nın, Hüseyin Bey’in konuk severliğini unutmuyoruz. Buradan teşekkürlerimizi iletiyoruz. Daha nice değişik yerlere giderek, 15 günlük gezimizi tamamlayıp Konya’ya giderken tarihi yerleri gezmeye devam ediyoruz.

İşte Sillyon, ana yola 7 km’lik yoldan sonra Sillyon kaşımıza çıkıyor. Geniş bir kale, her bir taş duvarı kaya büyüklüğünde, çok geniş bir alanda, öksüz çocuklar gibi bakılmayı bekliyor.  Bakım için insan eli değmemiş, olduğu gibi bakılmayı bekliyor. İçindeki incir ağaçları bu güne kadar gördüğüm en büyük ağaç.

Sillyon’dan ayrıldıktan sonra Side’ye ulaşıyoruz. Daha önce Anyalya’ya 1971 yılında gitmiştim. O zaman bakımsız, aynen Sillyon gibiydi. Ama şimdi Side gelişmiş, müze haline getirmişler. Hem de şehir kurulmuş. Side’yi anlatmak yetmiyor, görmek gerekiyor. Yalnız burada da insanların aç gözlülüğü sürüyor. 1,5 litre su 5 TL. ye satılıyor.

Yolda Muzun kilosu 6 TL. den satılıyor. O kadar lezzetli ki, o muzlar. Gaziantep’imize gelmiyor. Dayanıklı olsun diye aldığımız muz bal gibi.       

Konya’ya ulaşıp bir gece kaldıktan sonra, sabah geziyoruz. Başta Mevlana olmak üzere, gayet güzel düzenlenmiş müzeyi gezdik. Ancak türbesinde tamirat var.

Belediye şehir turu düzenliyor. Önce Akyokuş tepesinden Konya’yı kuş bakışı seyrediyoruz. Daha sonra, bütün şehri gezdikten sonra bizi, Sille denilen tarihi bir yere götürüyorlar. Sille’de insan eliyle oyulmuş mağaralar, kilise ve camiye rastlıyoruz. Burada yüzyıllar boyu, her dinden insanın birarada yaşadığını görüyoruz.

Konyadan ayrılıyoruz. Yolda şeker pınarında mola verip yemeğimizi yiyoruz. Ancak eski doğal yemeklerin tadını burada alamıyoruz. Oradakiler paraya doymuşlar, alabildiğince pahalı.

Akşam Adana’da Seyhan baraj gölü manzaralı polis evinde kalıyoruz. Burası da aynı şekilde bakımlı, gayet nazik insanlar. Böylece 20 günlük tatilimizden huzur içinde dönüyoruz. Herkese şimdi Antalya vakti diyoruz.

                                                                                                          12.07.18

                                                                                                           Ali DAT

      

16.07.2018 (Ali Dat)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

KUCUR

KÖY ÖĞRETMENİ

BULGUR VE ŞİRE ZAMANI

TATİL HİKAYELERİ

ALTIN ADINA YAPILAN İŞLER

YOLCULUK

       IRAK İŞ VE YATIRIM FORUMU

HATTUÇ’UN KOKUSU

KIRMIZI BALIK

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin