Antep Harbinden sonra şehirde meslek hayatı.

İbrahim Alisinanoğlu

Antep Harbinden sonra şehirde meslek hayatı.

Antep harbi geriye sadece top mermileri altında yıkılmış, viraneye dönmüş bir kent değil, aynı zamanda insanların ve şehrin hayatında derin yaralar açmış, kalıcı travmalar yaratmıştı. Sosyal, kültürel hayat, ekonomi felç olmuş, meslekler onarılmaz yaralar almıştı.

Harpten önce, 1900’lü yılların başında Antep nüfusunun dörtte biri Ermeni iken, sanatın ve ticaretin neredeyse tamamı Ermenilerin tekelinde gibiydi. Kazançlı işleri Ermeniler yapmakta, çok emek az kazanç sağlayan işleri ise Türklere bırakılmıştı. Osmanlının gayri Müslimlere tanıdığı haklar, Ermenilere sosyal, siyasal, kültürel ve ticari hayatta avantaj sağlarken, Türkleri dezavantajlı durumda bırakmıştı. Askerlik yapmayan gayri Müslimler evlerine oturmakta, iş kurup ticaretle meşgul olurken, servetlerine servet katarken, Türk gençleri cepheden cepheye koşmakta, fedakarlıkta bulunmakta, ayakta kalmak için mücadele vermek zorunda kalmışlardı.

O dönemde gayri Müslümler ticaret ve meslek erbabı iken, Türkler emeği az, kazancı bol mesleklere girmeye, ticarete yapmaya kalktıklarında “bu işler size göre değil, siz Müslümansınız bu işi yapmazsınız, maazallah dinden çıkarsınız “gibi maksatlı propaganda ile uzak tutulurken,Müslüman ahali de Ermenilerin yaptığı işlere “gâvur karı” deyip, uzak kalmışlardı.

Türkler Antep’te Ermeni ustaların yanında uzun yıllar çalışmış olmalarına rağmen mesleğin incelikleri asla gösterilmemişti. Böyle olunca da bazı mesleklerde Ermeni tekeli kırılamamış, başkalarının usta olmalarına fırsat vermemişti.

Özellikle harpten sonra şehirde pek çok meslek dalında ustaların eksikliği hissedilmiş, mesleği icra edecek ustalar bulunamamıştı.

Demirci ustası bulunmadığı için atlara nal çakılamamış, budama için dahra, bağ bıçağı, taş ustasının ihtiyaç duyduğu künük, çiftçinin çüt demiri yapılamamıştı.

Kalaycı ustası olmadığı için kap-kacak kalaylanamamış, dokumacı ustası olmadığından iplik boyama, dokumacılık sürdürülememişti. Terzi olmadığı için elbise dikilememiş, ayakkabıcı ustası olmadığı için ayakkabı yapılamamıştı. Yapı ustaları olmadığı için harabeye dönen şehrin imarına başlanmamıştı.

Şehir işgalden kurtulmuş, yaralarını sarma zamanı gelmiş olmasına rağmen mesleklerde yeterince usta bulunamadığı için tedaviye başlanmamış, sosyal, ekonomik hayat normalleşme sürecine girememişti.

İşte bu olumsuz tablodan kurtulmak için çareler aranmış, ihtiyaç duyulan meslek dallarında usta temini için çevre illerden usta getirtme cihetine gidilmişti.

Mesela “Maraş’tan bir demirci ustası getirtilerek kendisine beğendiği Ermeni evin de oturması, çalışıp para kazanırken, çırak yetiştirmesi istenmiş olmasına rağmen, demirci ustası onca eve bakmasına rağmen, hiç birisini beğenmemiş, Maraş’a geri dönmüştü. Bunun üzerine Ermeni demirci ustalarının yanında uzun yıllar körükçülük yapmış olan “ Hacuvatcı Ali” işe başlamış, yanına çırak alarak pek çok kişiyi yetiştirerek, bu alandaki boşluğu doldurmayı başarmıştı. .

Yine terzilik mesleğini bilen olmadığı için Mardin’den bir terzi ustası getirtilmiş, ustaya o güne göre oldukça yüksek ücret ödenerek mesleği yanına verilen gençlere öğretmesi istenmişti.

O yıllarda harabeye dönen şehrin yıkılan binalarının onarılması, yeni binaların ayağa kaldırılması büyük önem arz ediyordu. Şehrin imarına hemen el atılmasına rağmen, yapı ustası yok gibiydi. Bu konuda yine Ermeni ustaların elleri altında amelelik, sıvacılık, taşçılık, taş yontuculuğu yapmış, çıraklar ve kalfalar kolları sıvamış, büyük gayretler göstererek imar faaliyetlerini fedakârca sürdürmüşlerdi.

Harp sonrası zorda kalan Antepli “Gâvur karı “denilen mesleklere el atamaya, işleri yapmaya başladıklarında kısa sürede işin ustaları haline gelmişlerdi.

Daha önce yapılamaz denilen işleri yapan insanlar, meslek dallarında pek çok kişiye ilham kaynağı olurken, Anteplinin içinde uyuyan devi uyandırmış, meslekler arası dayanışma ve kaynaşmayı başlamış, sanat yetiştirme arzusu kamçılanan ustalar yanlarına aldıkları çırakları kısa sürede eğiterek meslek dallarında ihtiyaç duyulan elamanların kazanılmasına çok önemli katkıda bulunmuşlardı.

Şehrin binaları yavaş yavaş yapılıp, sokaklar meydana çıkmaya başladığında; Arasa ’da, bakırcılar çarşısında, Kale altında pek çok dükkanda meslekler faaliyetlerini sürdürmeye, çark dönmeye başladığında sosyal hayatta yavaş yavaş normale dönerken, meslekler kendi dallarında pirlerini göstermeye başlamıştı.

Bu daha sonra yeni mesleklerin bu şehirde yıldızlaşmasına ön ayak olacak, Gaziantep mucizesini,

Özellikle otomobil tamir işi, karösercilik ve metal işlerinde bir numara olacak, bugünkü sanayinin kurulmasına ön ayak olacaktı.

Yazan:İ.Alisinanoğlu

Fotoğraf:İ.Alisinanoğlu

13.03.2018 (İbrahim Alisinanoğlu)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

 Anlayan varsa beri gelsin!

Mahallemizin(delileri) uluları.

NAZLI PAZARI!

ACI İKİ DE ÇİRTİKLE KİRLERİNİ DE ATSINLAR!

GAZİANTEP’TE HANIMLARIN BAHAR TEMİZLİĞİ.

 Değirmiçem ne idi, ne oldu?

Halkın ekmeği; “Nân-ı aziz “

 Yerel kültür, tarih ve coğrafya derslerinin önemi.

GAZİANTEP’TE LAKAP TAKMA GELENEĞİ.