BULGUR VE ŞİRE ZAMANI

Ali Dat

BULGUR VE ŞİRE ZAMANI

Mustafa sabah namazından geliyordu.

-Hanım! Kazanları hazırladın mı?

-Bey! “Çoktan hazır” diye seslendi.

Köy pınarında yıkanan buğdaylar kazanlara aktarıldı. Fatma zaten meşe ve zindeğen odunlarını hazırlamıştı. Kazanların altı yakılmaya başlandı. Mahzere kazanlarının (çok büyük kazan) altındaki ateşin sesi komşulardan duyuluyordu.

Kazanları Mustafa karıştırıyor. Kaynayan bulgurların buharı Mustafa’nın yüzüne vuruyor. Kazan başında havluyla terini siliyor. Bulgur pişmek üzere, piştikten sonra Fatma komşulara birer tabak pişmiş bulgur veriyor. Komşularda gelip Fatma Hanıma yardım edip bulgurları betonun üzerine seriyorlar. Bulgur kuruduktan sonra Mustafa “Hanım” diye sesleniyor.

Bulgur kurumadı mı? Fatma.

-“Kurudu kurudu” diye sesleniyor.

Tekrar çuvallara doldurulup değirmenin yolu tutuluyor. Ancak konu komşudan eşekler istenip, eşeklere yüklendikten sonra değirmende sıra olunup çekiliyor. Çekilen bulgurları, Fatma evde komşularla birlikte pilavlık bulgura ve simide ayırıyorlar. Ayrılan bu simit ve bulgurlar çuvallara doldurulup kış zahiresi böylece hazırlanıyor.

Bulgurdan sonra yavaş, yavaş üzümler olmaya başlıyor. Üzümler cinslerine göre şirelik, bastıklık(pestil), pekmezlik, kesmelik diye ayrılıyor. Erkenden güneş doğmadan Mustafa ve arkadaşları bağda üzüm kesmeye gidiyorlar. Kesilen üzümler küfelere doldurulup eşek ve atların üzerine yükleniyor. Atın üzerine iki sandığın(küfenin) arasına çocuk oturtuluyor.

 Nihayet üzümler telise doldurulup, tepelemeciye teslim edilip tepeleniyor.

Mustafa üzümleri pekmezlik, pestillik diye ayırıyor. Bir de beyaz pestil olur ki oda ağ üzümden olur. Ona çarpma pestil denir. Bulgur kazanları bu sefer şire kazanlarına dönüşür. Kazanı karıştırmak büyük bir marifet, yoksa dibine tutar. Kazanda pişen bulamaçlar tabaklarla biraz komşulara verilir. Onlar da Fatma Hanıma pestil sermeye gelirler. Böylece bir yardımlaşma olur. Neşe içinde serilir.

On gün sonra komşular yeniden toplanır. Bu sefer bastıklar soyulur, dürgelenir kışın yenmek için tahta sandıklara basılır.

Kışın sobanın kenarına konulur, dizilir bir taraftan Eğitmen, Karacaoğlan, kerem ile aslı hikayeleri okunur. Dinlenir, evde çıt çıkmazdı ya da büyükler radyodan ajans (haberleri) dinlerdi.

Böylece hoş sohbet kış geçirilirdi.

                                                                                                          26.01.18

                                                                                                           ALİ DAT

            

31.01.2018 (Ali Dat)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

TATİL HİKAYELERİ

ALTIN ADINA YAPILAN İŞLER

YOLCULUK

       IRAK İŞ VE YATIRIM FORUMU

HATTUÇ’UN KOKUSU

KIRMIZI BALIK

GÜL KOKUSU

SAVAŞ

VENÖZ YETMEZLİĞİ (damar tıkanması)