EBEVEYN OLARAK HAKLI MISINIZ?

Tuğba Gevrek

EBEVEYN OLARAK HAKLI MISINIZ?

Çevremde ilgimi çeken bir konuyu sizinle paylaşmak istiyorum.

Yeterince ilgilenmediğiniz, zaman ayırmadığınız, saygı, sevgi temellerini atmayı önemsemediğiniz çocuklarınızdan zamanı gelince haklı olarak, büyüklerine sevgi ve ilgi gösteren ebeveyn olmayı bekliyorsunuz.

Huzurevi çocukları hayatta ve meslek sahibi olan yaşlılarla dolu.

Aynı zamanda ekonomik sıkıntılarla geçim problemi yaşayan, kendi kabuğundan dışarıya hiç çıkmamış, ailesi hayatta olmasına rağmen çocukları tarafından ilgi görmediklerini gözlemlemekteyim.

Her iki ayrı meslek grubu ve yaşam standartları farklı olan bu aileler çocuklarını anlatırken ya şikayetçi ya da gözleri nemli ve sessiz kalmayı tercih ediyor.

Elbette çok üzülüyorum ve anlamaya çalışıyorum.

Ne olursa olsun anne baba huzur evinde yalnız bırakılmaz, tek başlarına evlerinde yaşamaya mecbur bırakılmaz.

Sadece şikayetçi olacağım grubu aramıyor sebeplerini merak ediyorum.

Siz ebeveyn olarak çocuklarınıza neyi öğretmek istediniz de onlar ise neyi öğrendiler diye soruyorum?

Herkes sitemkar hatta dilimize yer edinmiş olan “baba oğluna bağ vermişte oğlu babasına bir salkım üzüm vermemiş” sözü her defasında anne babaları haklı çıkarmaya azmetmişçesine yüzümüze çarpıyor.

Ancak sözün güçlülüğü aileyi masum ve haklı kılmıyor. Çocuklarınızın zihinlerini berraklaştırıp, öz tohumlarını atmayı başarmadıktan sonra çevresel faktörleri zamane çocukları hepsi aynı diyerek üzerinizden sorumluluk atmanız masum ve makul bir kaçış yöntemi gibi görünse de daha fazla zarar göreceğinizi daha duyarsız yeni kuşaklar yetişeceğini bizlere anlatmaya yetiyor.

Yetişkinlik dönemlerinde “çocuklarımdan gün görmedim” diyen aileleri analiz ettiğimizde çocukluklarında evladının başını hiç okşamadığı herhangi bir karar aşamasında kendisine hiç danışmadığı, doğru yanlış ayrımı öğretmediğini ne düşünüp ne hissettiklerini hiç sormadığını kendinden ve geleceğinden beklentisinin ne olduğunu istişare etmediği sevginin saygının toplumsal duyarlılığın hak ettiği ölçüde verilmediğini görüyoruz.

Ancak çocuklarınızdan vermediğiniz bütün bu ve bunun benzeri değerleri beklerken dönüp hiç kendinizi de sorgulamıyor hatta bizde böyle büyüdük bizimde başımızı okşayanımız olmadı sözlerinden olan zırhlarımızı giyerek kendimizi haklılık köşesine alıyoruz.

Beklentileri karşılaması gerekenlerin sadece çocuklar olduğunu bunu sağlamak zorunda olduklarını her defasında onlara hissettirip aile bağının muazzam güzelliklerini hissettirmiyorsunuz. Çocuklarınızdan çok çalışmasını kariyer sahibi olmasını bekliyorsunuz.

Akrabalık ve aile bağını hiç hatırlatmıyorsunuz.

Her biriniz bireysel hayat odaklı nesiller yetiştirip yarın yalnız bırakıldığınızda ben onu meslek sahibi yapmak için didindim dersiniz.

Ama ben ona hiç zaman ayırmadım, vakit geçirmedim sadece hayat telaşı ve beklentilerin içerisine attım demiyorsunuz.

Hayatını çalışarak,  “para kazanıp bize bakmaktan başka senden bir beklentimiz yok” dediğiniz çocuklarınızın bıraktığı eserlerisiniz artık.

Bakmadığı araziden mahsul bekleyen sizlerin gönül arazilerine yeterli ilgiyi vermediğiniz çocuklarınız için kontrolsüz beklenti çıtalarında olmanızı haklı bulmuyorum.

Elbette her unutulan, kurumlara terk edilen, yalnızlığa bırakılan anne babaların bu kapsamda olduğunu düşünmüyorum.

Çocukların ve anne babaların birbirlerine olan bağlarının maddi ve mesleki boyuttan ibaret olmayıp saadet geleceğinin en önemli parçası olduğunu birbirlerine kazandırmaları gerektiğini savunuyorum.

5.04.2018 (Tuğba Gevrek)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

BÜYÜKLERİN DÜNYASINDA ACIMAK YOK

EGOLAR VE GÖZYAŞI

ÖNCE ÇOCUĞUM ÖLSÜN

CAHİLİYE DÖNEMİ

UYANIN ARTIK!

GÜLÜMSEMEK KANSER OLURSA!

ENGELLİ AİLESİ

KONUŞMADAN NASIL ANLAŞABİLİRİZ?

SEVGİ DİLİ