KÜFE TAŞI

İbrahim Alisinanoğlu

KÜFE TAŞI

Atalarımız; insanı, hayvanı, bitkiyi çevreyi korumak, sosyal adaleti sağlamak, hayır işlerini teşvik etmek için çareler üretmiş, bulduğu çareleri de vakfederek kurumsallaştırmış, hayata geçirmişlerdir.

İşte bunlardan biri de Küfe Taşları… Diğer adı ile Hamal Taşlarıdır.

Küfe taşının ne olduğunu pek çok kişinin bildiğini sanmıyorum.

Eskiden hamallar sırtlarında küfeleri, kısa mesafelerde yük taşırlarmış. Özellikle sırtlarında yükleriyle birlikte dar ve dikleşen sokaklarda yürürken bir yere yaslanmak, soluklanmak, çeşme başında su içip, ferahlamak ihtiyacı duyarlarmış.

İşte bu ihtiyaçtan doğmuş küfe taşı.

100-130 cm boyunda, 40 -50 cm genişliğinde çeşme başında ya da bir sokak içinde uygun bir kenarda; taş bir oturaktır.

Türk İslam düşüncesinin Osmanlı dönemi kent hayatına kattığı, tüm insanlık hafızasına hediye ettiği bu küfe taşları; sadece hamalların işini kolaylaştırmak için değil, bunun yanı sıra sokaktan geçen yaşlı ve hamilelere, bir sebeple yorulanları soluklanmak için konmuş taşlardır.

Anadolu coğrafyasında sıkça rastlanılan ama kıymetini ve anlamını bilemediğimizden pek çoğunu kırıp söküp attığımız bu taşlar, devlet millet olma şuuruna erişmiş, insanı “yaratılmışların en değerlisi “olarak gören bir inancın, bir toplumun zarafet ve ince tefekkürünün eserleriydi.

Bu taşların bir zamanlar Antep’te bazı mahallelerde var olduğunu biliyoruz. Gerek dün gerekse bugün yapılan sokak sağlamlaştırma ve alt yapı çalışmalarında bu taşların ne olduğu bilinmediği için sökülüp bir tarafa atıldığına inanıyoruz.

Ben bu taşlarla ilgili Antep’te bir araştırma yaptım. Daha önce Gaziantep’te bu taşların varlığı bilinmektedir. Bey Mahallesi başta olmak üzere, Kozluca, Şekeroğlu, gibi Antep’in eski mahallelerinde bu taşların izine rastlamadım. Vakıflarda da kayıtları yoktur. Başka bir yerde de herhangi bir kaydının olduğunu da sanmıyorum.

Geçmişiyle, kültürü ve insanları ile övündüğümüz Gaziantep'imizin hanlarını, hamamlarını, mescitlerini ayağa kaldırmaya, sokaklarını tekrar o eski ihtişamlı günlerine döndürme gayreti içinde olduğumuz bir süreçteyiz.

Küfe taşları bugün fonksiyonlarını yitirmiş olabilir. Ama Gaziantep’te özellikle bu küfe taşlarının nerelerde olduğunun tespiti, yerlerinde yok ise yeniden o taşlara benzerlerinin yerine konmasının, geçmişimizi ihya etmek, kendi kültürümüze sahip çıkmanın bir gereği olacağını düşünüyorum.

Özellikle belediyelerimize, vakıflara ve kültürle ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına, sivil toplum örgütlerine bu konuda iş düşüyor. Lütfen bu taşlarla ilgili bir çalışma başlatalım. Var olan küfe taşı varsa yerlerini tespit edelim. Yoksa daha önce yerlerinden kaldırılanların yerine sembolik olarak yenilerini yerlerine koyalım.

Taş deyip geçmeyin… O taşlarda geçmişimin ayak izleri, ruh güzelliği var. İnsana olan saygısımız var.

Bulmak, onları yerine koymak hepimizin görevi.

 

8.01.2018 (İbrahim Alisinanoğlu)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Gülperi üzülmüş!...

GÜLPERİ BİZİ ÜZDÜ!

TÜFEKÇİ YUSUF VE EŞİ MAKBULE HANIM

Tepelerin ardına taşan Gaziantep!

Gaziantep’te bir çocuk oyunu; KÜKÜÇ

Bir trafik kazasının ardından daha ! 

Biz yaşayalım ki anlatacak bir şeylerimiz olsun.

BİZ BU OYUNU BOZARIZ!

EN EYİSİ ANTEP!

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin