Zarafet ve ruh güzelliği bu işte!

İbrahim Alisinanoğlu

Zarafet ve ruh güzelliği bu işte!

Bundan 30-40 yıl kadar önce sokakta yürürken pek çoğumuz kadınların erkeklerin birkaç adım gerisinden yürüdüğüne şahit olmuş, aile içinde veya eş dost toplantılarında babaların evlatlarını çok zorda kalmadıkça kucaklarına alıp, doya doya bağırlarına bastıklarını görememişsinizdir.

Bunu görüp te kadının değersiz görüldüğü, aşağılandığı, erkeğe denk görülmediği gibi bir düşünceye kapılanlarımız olduğu gibi, “babaların evlatlarına şefkatlerini esirgediklerinin” söylendiğini çok duymuşsunuzdur.

Gerçekten de öyle midir acaba? Yoksa Türk milletinin kadına ve evlatlarına verdiği önemin farklı bir tezahürümdür?  

1900 yılların sonundan itibaren Osmanlı coğrafyasının hemen hemen her yöresinde; Balkanlarda, Kafkaslarda, Sina çöllerinde, Afrika çöllerinde   isyanların bastırılması, çıkan savaşlarda cephede savaşacak askere ihtiyaç duyulmuştur. Anadolu’nun evlatları yıllarca süren savaşlarda cepheden cepheye koşarken, pek çoğu hayatını yitirmiş, büyük çoğunluğu da elini, kolunu, ayağını, gözünü kaybetmiş halde dönmüşlerdir.  Uzun süren bu savaş yıllarının ardından hemen hemen her evde bir dul kadın, sayıları yüzbinleri bulan yetim çocuklar kalmıştır. Savaşın ardından gelen yokluk ve yoksulluk da toplumun tüm kesimlerini büyük sıkıntıya soktuğu gibi özellikle dul ve yetimler için çekilmez hale getirmiş, onları çaresiz bırakmıştır.

O dönemde sosyal, ekonomik hayatı kolaylaştırmak, hem de yaraları bir nebze sarmak için “10-11 yaşındaki erkeklerin, 17-18 yaşındaki kızlarla “evlendirilmek zorunda kalınmıştır.

 İşte böylesi bir ortamda yaşayan, özellikle babalar, evlatları yanlarına gelince yetim çocukların içleri acımasın, yürekleri burkulmasın, babalarını hatırlayıp üzülmesinler diye, başkalarının yanında kendi evlatlarını sevmeye utanır olmuşlar.

‘Kocasını vatana kurban etmiş kadınlar, evli çiftleri el ele görürse yaraları deşilir” eşlerini hatırlatır içleri acır diye evli çiftler   yan yana yürümemişler   kadınlar erkeklerin daima birkaç adım gerisinde   yürüyerek onlara karşı saygılarını, hassasiyetlerini ortaya koymuşlardır.

 Anadolu’da hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Bu topraklarda pek çok davranışın arkasında ince bir zarafet, muhteşem bir ruh güzelliği ve    alkışlanacak hassasiyet vardır. Bu da onlardan birdir.

Yazan.İ.Alisinanoğlu

12.02.2018 (İbrahim Alisinanoğlu)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

NAZLI PAZARI!

ACI İKİ DE ÇİRTİKLE KİRLERİNİ DE ATSINLAR!

GAZİANTEP’TE HANIMLARIN BAHAR TEMİZLİĞİ.

 Değirmiçem ne idi, ne oldu?

Halkın ekmeği; “Nân-ı aziz “

 Yerel kültür, tarih ve coğrafya derslerinin önemi.

GAZİANTEP’TE LAKAP TAKMA GELENEĞİ.

ÇOCUKLUĞUMUZUN TATLARI!

Antep Harbinden sonra şehirde meslek hayatı.