Gaziantep Yeme içme kültüründe zaman ve mekânın önemi.

İbrahim Alisinanoğlu

 Gaziantep Yeme içme kültüründe zaman ve mekânın önemi.

Yeme içme kültürü; yaşadığımız coğrafyanın ve ikliminin bize öğrettiği, bitki örtüsünün bize sunduğu, dünden bugüne bilgi birikimi, yılların tecrübesi, bazen tesadüfen ortaya çıkmış, bazen de yaşanılan zorlukların getirdiği, bazen de çevremizdeki komşu kültürlerden kapıp kendimize benzettiğimiz yeme içme biçiminin bütünüdür.

Gaziantep’te yeme içme kültürü Gazianteplinin sosyal hayatının ve alışkanlıklarının bir parçasıdır. Yapılan her yemek, yenilen pek çok yiyecek mevsimlere, zamana ve mekâna bağlı olarak farklılıklar gösterir. Mevsiminde yapılan yiyeceğin daha lezzetli olacağına inanılır ve bu nedenle de bir yiyecek yenmesi için zamanı beklenir, uygun mekân kollanır.

Mesela Ramazan Bayramı’nda yuvalama, zerde, kurabiye…Kurban Bayramı’nda kara kavurma, kebap yenirdi. İlk baharda kavaklıkta Alleben deresi kenarında yeşillikler üstünde çiğköfte yoğurmak, sandık dibi şire, hedik, sarımsaklı teze bakla…Sabah serinliğinde Türk Tepede, Meydan’da, Kavaklıkta kaymak yemek bir başka olurdu.

Yaz gelende, meyve sebze tezgâha düştüğünde, Kavaklıkta sahrede kurulacak ocakta çamur sıvalı kazanlarda bulgurlu; yeşil erik, taze biber, domates, yağlı etle balcan dolması yapmak, ardından da Alleben ’in soğuk suyuna yatırılmış karpuzu kesip yemek yazın tadını çıkarmaktı.

Çukur Bostan’da devlüp gecelerinde, düğünlerde; ekşili, bol naneli dorgama, bulgur pilavı yapıp, taze Antep biberi ile ikram etmek…Kurtuluş camisinin mahpushane olduğu yıllarda mapus yakınlarınca kuyruk yağı, kemikli etten dorgamayı yapıp   büyük satılarda, geniş lengerlerde   bunları hapistekilere ulaştırmak adettendi.

Kışa doğru topaçlık (kavurmalık) davar kesildiğinde, kavurma pişirilirken içine ekmek atıp yemek, sabah erken kalkıp topaç yağına batırılmış yufka ekmeği, kakırdakla yapılmış sahanda yumurtayı yemek doyumsuz bir lezzetti.

Sonbaharda küpte kurulan eşkilileri, basılan bağ yapraklarının sarmasını, yeşil zeytini, ev de yapılmış halka halka et sucuklarını yemek günlük tatlardan sayılırdı. Kışın sert geçtiği, karın bol yağıp yolları tuttuğu günlerde evlerde tarhana kaynatmak, çarşıda bol samsaklı, eşkili, acılı beyran içmek sağlıklı olmanın şartıydı. Kış geceleri sokağa gelen duzlucacıdan duzluca almak, ilk bahara doğru diş diş olmuş kara pekmez katmak dört gözle beklenen anlardı.

Kışın sofrada unlu, cevizli, leblebili tahin helvasını görmek, uzun kış gecelerinde tandır başında sucuğu bastığı, tarhanayı, fıstığı cevizi, darı hediğini, kavurgayı, leblebiyi tekerlemelerle başlayan hakiyeler eşliğinde tüketmek unutulmaz anlardandı.

Kışın gece alemlerinde oynan oda oyunları ardından Özbek pilavıyla, tere yağlı eti, mangalda pişirilen sade yağlı künefeyi yemek ayrıcalıktı. Bahara doğru güneşli günlerde akıtmalı kıymalı küfte ile aşir çorbasını, Arap çorbasıyla pekmez şerbetini unutmamak lazım.

Kışın kadınların hamam giderken ekşili pirpirimi, kuru aşı, Arap köftesini, koruk eşkili dolmayı sarmayı, portakalı, hediği yemleri, hamam dönüşü evde heriflerinin kasapta hazırlatıp, fırında pişirttiği lahmacunları eve geldiklerinde hazır bulmaları onları onurlandırmaktı.

Geceden kalmış mercimekli aşa ayrana katmak, yola çıkacak olana unlu pekmezli hac helvası hazırlamak yola çıkana hürmetin bir başka şekliydi.

Bayramdan önce, bayramlardan sonra, havalar soğuduğunda, baharda Hıdırellez’de, yazın Alleben deresi kenarında sahrede, sonbaharda kavaklıkta gazel depelemede, kış gecelerinde tandır başında, bebek doğduğunda, evde biri ölende, uşak yürüdüğünde, oğlanın düğünde, kızın kınasında, gelinin çeyizinde, konu komşu hamamda, bulgur kaynatırken, şire batırırken,balcan oyarken, ramazanda iftar sofrasında, evin hayadında,bağda tiyekler arasında incir ağacının gölgesinde, misafir  gelende, askere yollamada, yola çıkanda, yoldan gelende bir şeyler yemek yedirmek adettendi.   

Velhasıl yeme içme Anteplinin hayatının   bir parçası, mutlu olmanın en emin yollarından biridir. Onun yediği yiyecek, içtiği içecekler damağından dimağına güzel bir şeyler fısıldamalı, gördükleri gözlerini okşamalıdır. Gaziantepli için yemek yemek kadar, yemek yapmak da hayatının bir parçasıdır.Hatta en büyük büyük zevkidir. Yemek yenen yer ve zaman da o güzelliği tamamlayan en önemli unsurlardan biridir

Yazan.İ.Alisinanoğlu

7.01.2019 (İbrahim Alisinanoğlu)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Haram mı ?...Helal mi?

YENİ YILA GİRERKEN

Antep’in kurtuluşunu Biz böyle kutlardık.

BİR ZAMANLAR ATATÜRK BULVARI ESNAFI

Zurnayı gümüşlenmek

Bir dürümün hatırlattıkları

 Gaziantep’te terziler bayramı!

Gaziantep’te ilk sesli film gösterimi.

Gaziantep’e   otomobil ne zaman geldi ve otomobille ilgili ilkler.

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin