Gaziantep’te Tabakhane ve Debbağlık

İbrahim Alisinanoğlu

Gaziantep’te Tabakhane ve Debbağlık

Geçmişi çok eskilere giden pek çok şehirlerde olduğu gibi, Antep’te kale çevresinde inşa edilmiş bir yerleşim birimidir. Tabakhane de, Antep kalesi eteklerinde, Alleben Deresi kenarında kurulmuş eski mahallelerimizden biridir. Bu semt halkın yerleşim yeri olması yanında, tabaklık mesleğini icra edenler için de cazibe merkezi olmuştur.

Tabaklara debbağ da denir. Debbağ; ham deriyi terbiyi eden, hem de işleyen kimsedir. Deri işlemesi dünyanın en eski, en meşakkatli, emek isteyen mesleklerinden biridir.

Gaziantep’te Debbağlığın geçmişi çok eskilere dayanır.Şehrin kuruluşundan itibaren debbağlığın varlığı bilinmektedir. “1284 yılı (1868) Halep Salname kayıtlarında Antep’te “tabakhaneden” bahsedilmektedir.

Ayrıca "bu sanat Alleben'in kenarında 16. Yüzyıllarda bile yapıldığı yazılı kaynaklarda görülmektedir. Evliya Çelebi'nin Ayntaba 2. gelişinde (1672) Debbah atası şeyh Munib Efendiyi ziyaret edip duasını aldığı " yazılı kaynaklarda da zikredilmektedir.

“1927-28 yıllarında Gaziantep merkezinde 5 farklı mevkide, 5 adet fabrika tespit edilmiştir. Bunların dördü un fabrikası, biri ise mensucat fabrikasıdır.” Tabaklık o yıllarda fabrikasyon değildir. Ancak şehrimizde o dönem çok önemli bir sanayi koludur.

Geçmişte hayvan dışkıları ile derinin tepkimeye girmesi sağlanır, dışkının içeriğindeki enzimler ve asidik maddeler ile organik maddeden inorganik maddeye geçiş sağlanacak bir dizi kimyasal ve fiziksel işlemin ardından deri mamul hale getirilir, çeşitli ürünlerde kullanılmak üzere satılırdı.

Gaziantep’te 1980lere kadar tabak imalathaneleri Alleben deresi kenarında, Çerkez arığı boyunca sıralanmışlardı. Ham derinin işlenmesinde; sumak, balık yağı, it boku, tuz, şep, mazı, zırnık, krom kullanılır, mamul hale getirilmesi için bir dizi işlemden geçirilirdi. Bu işlem yapılırken de etrafa kötü bir koku yayılır, bu da o semtin karakteristik özelliği olarak bilinirdi.

Debbağlar bir dönem “en çok çalışan, şehre de çok gelir getiren” kimseler olarak bilinirdi. “Nitekim Cumhuriyetin ilk yıllarında (1926-27) dericilik konusunda Antep’te 300 usta ve amele istihdam edilmiş ve dericiler yılda 50 bin deri işlemişlerdir. Bu, değer olarak 100 bin liraya karşılık gelmekte olup bunun yarısı Gaziantep piyasasına sevk edilmiş” Bir kısmı da; “muhtelif renkteki sahtiyanlar, meşinler Halep yoluyla Suriye, Filistin, Suudi Arabistan pazarlarında fazlaca satılmış ve rağbet görmüştür. Buralardan da Cezayir ve Tunus’a kadar gönderilmiş, ihracatta şehrimize büyük faydalar temin etmiştir…Fakat talihsizliğe bakın ki bu müsait pazarlara uzun zaman malik olamadık. Harp, yukarIda bahsettiğim ihraç bölgelerinin elimizden çıkmasına sebep olmuş, dolayısıyla tabaklar da zanaatlarının gelişmesi yolunda büyük bir darbe yemişlerdir.”(1)

Bu durumu üzerine tabaklığı yeniden canlandırmak için 1942 yılında dönemin hükumeti birtakım tedbirler alır. Bu nedenle de “İktisat Vekaleti modern tabaklığı yerleştirmek için şehrimize biri deri yıkamaya, biri de pişirmeğe mahsus, motorla işler iki dolap göndermiş ve gönderdiği bir monitörle de bu dolaplar kurdurmuştur.”(2)

Motorların hizmete veriliş töreninde dönemin valisi Burhanettin Tek'er açılışı yapmış, “kösele imali için lüzumlu olan bir silindir makinesi getirmeyi” de vat etmiştir. “Bu tesisat tabaklar arasında kurulmak üzere olan kooperatife mal edilecek ve tabak esnafı az bir ücret mukabilinde derilerini bu dolaplarda işleyeceği bildirilmiştir.”

Ayrıca “İkinci Cihan harbine takaddüm eden yıllarda bu meslek erbabı yeni bir hamle ile mahvolmaktan kurtulmuş, hemen hemen eski canlılığı elde etmişlerdir. Bu muhitin çok çalışkan olan halkı debbağlıkta kaydedilen gelişmeleri öğrenmek ve sanatlarını modernize etmek için harp yılları arefesinde çocuklarını (1942 yılında) Beykoz Deri farikasına amele olarak göndermiş, bu çocuklar da zamanında mesleklerinde yetişerek şehrimize kıymetli elemanlar olarak dönmüşlerdir.” Bu sayede “yurt ihtiyaçlarının önemli bir kısmını karşılanması yanında, dericilik sektöründe yeni bir buhranın doğmasına mâni olmuşlardır.

Tabaklık mesleği daha sonraki yıllarda daha da ileriye gitmiş, yeni teknolojileri kapısını açarken şehrin ekonomik hayatına önemli katkılar sağlamışlardır. Tabakhane işçiliği, halen günümüzün en zorlu mesleklerinden biridir. 1970 li yıllardan sonra Gaziantep'te organize sanayi alanlarının kurulması, sektörel bazda alternatif imalata gönenilmesi tabaklık mesleğinin Gaziantep'te geride kalmasına neden olmuştur.”

Tabaklık bir meslektir. Bir iş koludur. Ancak bu meslek şehir hayatına, bir bölümüne öylesine nüfuz etmiştir ki; Mahalleye tabakhane, köprüye Dabbağhane Köprüsü, hamamına Tabak Hamamı, kendi alnı içinde kalan Sacır suyunun bir kısmına Tabak suyu, kahvesine Tabakhane Kahvesi, Çarşısına Tabakhane Çarşısı, spor kulübüne kendi adını vermiştir. Tabaklık mahallede yaşayan insanların sosyal ve kültürel hayatına öylesine derin etkilemiştir ki, kendisine özgü bir yaşam biçimi ve hayat anlayışının doğmasına neden olmuştur. Bu mahallede yaşamış olanlara bugün bile sorduğunuz da biraz da öğünerek; “biz tabakhana uşaaıyık yoorum” der, farklılığının ip uçlarını verir.

Araştırmacı- Yazan:Ibrahim Alisinanoğlu-Gaziantep Miş Miş

 1-Gaziyurt Gazetesi 28 Eylül 1948

2-Yeni Gaziantep Gazetesi 28 Birinci Kanun 1942

19.11.2019 (İbrahim Alisinanoğlu)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

BİR ZAMANLAR BİZ DE ÖĞRENCİYDİK.

GAZEL DEPELEME ZAMANI GELDİ

Galatasaray-Şehreküstü maçı (1963-Gaziantep)

 Gaziantep’te Oturakçı Pazarı

İncir-Hâyir

“ Antep karası !”

BASTIK, “AK DEVE KAPIYA ÇÖKMEDEN” YENMEZ.

Pişti olmak!..

 Kültürümüzü yaşatmak zorundayız

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin