Kültürümüzü yaşatmak zorundayız

İbrahim Alisinanoğlu

 Kültürümüzü yaşatmak zorundayız

Ne güzel adetlerimiz vardı. Kış gelmeden kışlıkları, yaz gelmeden yazın hazırlıklarına başlardık. Daha kar yerden kalkmadan, dut yaprağını açmadan, sobalar toplanmadan, otlar kartalmadan peynirin derdine düşerdik. Ismarladığımız peynir geldiğinde hayada kurduğumuz ocakta peynire ayer verip, yağını alır, cam kavanozlara, küplere basardık. Havalar hafiften gızmaya başladığında balcan, biber, kabak kurutmalıklar yapılırdı.Gerdanlık gibi iplere dizili rengarenk kurutmalıklar Antep evlerinin damlarını süsler, kurutmalıkların sesleri esen yelde gece damda yatanlara ninni olurdu. Koca ocaklarda buğday kaynatılır, bulgur edilirdi. Bulguru ayrı, simidi ayrı, çuval dolusu evin kuru bir köşesinde yerini alırdı. Kuyruk doğduğunda Antep bağlarından yükselen türküler eşliliğinde üzümler kesilir, sergiler serilir, maasere kazanlarında kaynatılan üzüm şıraları bastığa, sucuğa, tarhanaya, kesmeye, pekmeze dönüşürdü. Koca küplerde pekmez, Şire mahmillerine ceviz, fıstık, sucuk, basık, kesme, tarhana yerini alırken, kışın tandır başında masallar eşliğinde tükenilecek günleri beklerdi. Davar kesilir kavurmalılar yapılır, topaçlar, nane kurutulur, sarımsak hevenk yapılır dam arasına asılırdı. Soğan, patates, şeker torbayla alınır, nohut fasulye geniş ölbelerde saklanırdı. Zeytin yağı, sade yağ tenekelerle girerdi eve. Envaı çeşit reçeller bir bir evin kilerinde (haznasında)yerlerini alırken soğukların başlaması ile bunların tüketimi başlardı.

Yağmur düşmeden üst baş alınır, odun kömür odunluğa yıkılırdı.

Antepli yaptığı hazırlıklarla bir kışı geçirecek yiyeceklerin hazırlığını yazdan yapar, kış boyunca dışarıdan birkaç zaruri ihtiyaç maddesi dışında kendi kendine yetecek duruma gelirdi.

Anteplinin kış hazırlıkları Anadolu'nun pek çok yerinde olduğu gibi halkının dünden bugüne binlerce yıllık geçmişinin, coğrafyanın, yaşadığı savaşların, açlığın, kıtlığın, acıların kendisine öğrettiği, birlikte yaşamanın, yardımlaşmanın, dayanışmanın getirdiği tecrübenin ürünüdür.

Gaziantep mutfağı ve sofrası de binlerce yılın birikimi, Türk kültürünün zenginliğidir.

Geleneksel usulle beslenmek sağlıklı yaşamanın, sağlıklı nesiller yetiştirmenin en önemli unsurudur. Dün yediğimiz, içtiğimiz belliydi. Soframızdaki peynirin, sadeyağın, etin, sütün, yumurtanın, bulgurun simidin, nohudun mercimeğin menşeini bilirdik. Bir yiyeceği tüketirken asla tereddüt etmezdik. Bu kadar çok alerji olmaz, bu kadar çok hastalık bilmezdik.

Bugün damak tadımızdan, yeme içmedeki seçiciliğimizden dolayı bazı kurutmalıklar ve salça yapmak hariç, pek çok kış hazırlığını terk ettik. Gelişen teknolojinin sunduğu yeni imkanlar, alternatif ürünler, saklamadaki kolaylıklar, dün tükettiğimiz pek çok geleneksel ürünleri makinalarda üretir hale geldi. Kent merkezinde soba kalktı, kırsalda da eski geleneksel tüketim alışkanlıkları yavaş yavaş terk edilirken, hazır gıda kullanmak giderek yaygınlaştı.

Artık marka her şeyin önünde. Reklamların bize öğrettiği ürünler revaçta. On yıl sonra Avrupa’da Amerika’da olduğu gibi,bizim evlerimizde de yemek pişirmenin terk edildiğini, hazır gıda tüketiminin genel kabul gördüğüne şahit olacağız.

Değişiyoruz…Dünle alakalı pek çok şeyi unuttuk, yarında bugünle ilgili pek çok şeyi hayatımızdan çıkaracağız. Elbette değişeceğiz. Ancak değişirken geleneksel hayat tarzımızı, tüketim alışkanlıklarımızı koruyabilirsek hem kültürümüzü, hem de gelecek nesillerin sağlığını korumuş olacağız.

Toplumların geleneksel yeme içme alışkanlıkları, mutfak kültürü onları diğerlerinden farklı kılan, hatta bir adım öne çıkaran zenginliğimizdir. Eğer gelecekte bir Türk mutfağından, Gaziantep mutfağından söz edilmesini istiyorsak, bugünden bu değerleri koruyacak tedbirleri almak, onu küresel kültürün kapsama alınında eriyip gitmekten kurtarmak zorundayız.

 

Aksi halde mutfaktaki değer kaybımız, toplumsal hayatın diğer alanlarında mevzi kaybına, başka kültürlerin gölgesinde sığıntı kalmamıza yol açacaktır.

Kültürümüzü yaşatmak zorundayız. Unutmayınız ki unuttuğunuz değerleriz sizi siz yapan, farklı kılandır. Onları terk ettiğinizde siz de sıradanlaşacak, bayağılaşacak, farklılığınız ortadan kalkacaktır. Siz, siz olmaktan çıkacaksınız.

 

Yazan:Ibrahim Alisinanoğlu-Gaziantep Miş Miş

7.10.2019 (İbrahim Alisinanoğlu)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Pişti olmak!..

Gaziantep’in unutulan Kültür Parkı.

Dadıynan yerik inşallah.

GAZİANTEP’TE ŞİRE ZAMANI

   Çınarlı Spor Kulübünün kuruluşu

  TUFA(TUFFA) HAMAMI

Dettel Hâey !

Bir çocuk oyunumuz Hakeke…

“Vay be! Ne güzel günlerdi o günler!”

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin