DÜNDE KALAN SOKAK DESTANCILARI.

İbrahim Alisinanoğlu

DÜNDE KALAN SOKAK DESTANCILARI.

Bundan elli-altmış yıl kadar önce televizyonun henüz evlere girmediği, radyonun her yerde çekmediği, gazete okuyucusunun sınırlı sayıda olduğu o yıllarda sokaklarda destancılara rastlanırdı.
Sokak Destancıları yörede yaşanan trajik olayları lirik bir dille kâğıda döken, biraz da dramatize edip yöre şivesi ile anlatan, yazdığı destanı bastırıp bunu da şehrin kalabalık alanlarında( Kale altı, Pazar yeri, Şıra hanı, Buğday Pazarı, Garajlarda)Kahvehane ve mahalle aralarında okuyan, okuduğu destanı belli ücrete satan kişilerdi. Destanlar genellikle bir ağıt netliğinde olurdu.
Destanlar genellikle bir ağıt kıvamında olur, ikinci hamur kâğıda, pembe harflerle basılır, metin çerçeve içine alınır, konunun başlığı üste, yazanın kimliği ve basıldığı yer, tarih matbaa ve fiyatı alt sağ köşeye yazılırdı.
Sokak destanlarına konu olan olaylar genellikle acıklı, yürek burkan, hayret uyandıran, korkunç nitelendirilebilir olaylardan seçilirdi. Bunlar çoğu kez doğum yaparken hayatını kaybeden bir anne, eline kına yakıp güle oynaya askere gönderdiği cenazesi gelen bir asker, düğün hazırlığını yapmış muradına erememiş gelin damat, depremle yangınla, selle gelen felaketleri, çekirge, toplu hayvan ölümleri, sokak kavgalarında hayatını yitiren kabadayılar konu edilirdi.
Sokak Destancıları seçtikleri konuyu yürekleri parçalayacak sözcüklerle süsler, şiirimsi bir dilde dramatize eder, okurken de acıklı ağlamaklı bir dille okurlardı. Destanı dinleyenler sanki olayı yaşıyor hissine kapılır, heyecanlanır, tepkiler gösterir, gözyaşını tutmadıkları, salya sümük ağladıkları anlar çok olurdu.
Destanı dinleyen genellikle etkisinde kalır, dinleyenler de dinlediklerini başka yerde anlatırken sanki kendileri yaşamış gibi anlatırlardı. Ya da satın alınan destan kâğıdı aile toplantılarında, sahrede, ya da kadınların imece usulü iş yaptıkları; salça, kurutmalık yaparken, şehriye dökerken, yuvalama yuvalarken, yün yıkamada okunur, olay yeniden yaşanır, gözyaşları sel olur akarken sanki toplu acı çekme seanslarına dönüştürdü.
Sokak destanları aslında duygusal olan halkımızın başkasının derdiyle dertlenmesi, acılarla iç içe yaşamasının bir göstergesi gibidir.
Sokak destanları yaşanan olayların o zaman dilimi içinde tarihe not etmekle birlikte, destancılar da farkında olmadan yaşanan olayların, acıların haberini geniş kitlelere duyuran, doğan toplumsal vicdanın gönüllü destekçisi oluyorlardı.
Destancılar önceleri destanı kendileri okurdu. Daha sonraki yıllarda ses kayıt cihazlarının çıkması ile birlikte destancılar destanı kasetlere kayıt edip boyunlarına bir bez torba içine astıkları teyple sokaklarda gezerek seslendirip, destanlarını sattılar. . Bu sayede teknolojik imkânlardan faydalanarak seslerini daha kolay, daha fazla duyurmaya hem de destanlarını daha çok kişiye satma imanı buldular.
Sokak destancıları tarihe karıştı. Şimdi bazen kentimizin kaldırımlarında, parklarında elinde bir gitar, bir saz veya flütlü sokak sanatçılarını görünce o destancılar geliyor aklıma.

 

28.10.2020 (İbrahim Alisinanoğlu)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

KIRK AYAK !

Sütlü sahan gibi dizilmek!

NAYLON AYAKKABI

MOR SÜNBÜLLÜ BAĞLARIM!

FINDIKLI BAHÇESİ’NDEN, FINDIKLI TOROSA

İT GIRKMAK!

EŞEKLİK ETMEYECEĞİZ!

MAHKEMELİK OLAN MEYVE VE SEBZELER!

NEREDE YANLIŞ YAPIYORUZ?

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin