Meslektaşlarıma Açık Mektup,

Meslektaşlarıma Açık Mektup,

Günlerdir Duygu’nun ölümü (cinayeti) üzerinde düşünüyorum. Ne oldu? Biz nerede yanlış yaptık da Duygu’yu (ve daha nicelerini) koruyamadık.

Ama bir gazeteci olarak nerede yanlış yaptığımızı anlamama yardımcı oldu Duygu’nun ölüm (cinayet) haberleri.

Biz medya mensupları olarak medyanın toplumdan bağımsız olmayan, toplumsal etki düzeyi yüksek yasama, yürütme ve yargıdan sonra dördüncü büyük güce sahip olduğunu bilmekteyiz. Ama bu gücü nasıl ve ne yönde kullandığımız konusunda artık şapkamızı önümüze koyup düşünmenin vakti geldi.

Bunu bugün Duygu’nun ölümü (cinayeti) vasıtasıyla dile getirmek istiyorum. Duygu’nun haberlerinde kullanılan fotoğraflar ve bir takım platformlarda yer alan ifadeler (içlerindeki zehri kusan ifadeler diyeceğim müsaadenizle) cinsiyetçiliği pekiştirmekle birlikte toplumsal dayanışma/iyileşme, iyi insan olma, iyicil ve adil olma konusunda hiçbir işe yaramadığı hatta dışlayıcılığı, yargılayıcılığı, kötücüllüğü ziyadesiyle artırdığı konusunda önce bir hemfikir olalım. 

Gazeteciler olarak pek çok haberde failin kimliğini ve fotoğrafını yayınlamayız. Ancak konu şiddet mağduru kadınlara gelince, medyada kullanılan haber dili kadının aleyhine detayları içerir (namus, cinnet, kıskançlık, gizli aşk gibi ifadelere zemin hazırlayan bilgiler, şiddeti meşrulaştıran gerekçeler) ve kadına yönelik olumsuz algıyı pekiştiren taraflı fotoğraflar (bedeni teşhir eden) özene bezene medyada yer alır. Anaakım medyanın kullandığı fotoğraflar, genellikle kadını teşhir edici nitelikte olup toplumsal cinsiyet algısını olumsuz anlamda pekiştiren, kadının aile, arkadaş ve akrabalarının hassasiyetini görmezden gelen, bu konuda hassasiyeti olan toplumun diğer kesimleri üzerinde yarattığı yıkıcı etki önemsenmeden/düşünülmeden (ya da düşünülüp de umursanmadan ki daha kötüsü olamaz) yayınlanmaktadır.

Bu nedenle değerli meslektaşlarım

• Cinsiyetçi klişeleri kullanmadan hak odaklı haberciliği haberin odağına yerleştirelim.

• Mağduru suçlu ve şiddetin nedeni olarak göstermekten kaçınalım. Böylece saldırgan için de bahane üretmemiş olalım.

• Kullandığımız haber dili ve fotoğrafların şiddetin yeniden üretilmesine engel olması için elimizden geleni yapalım.

• Haber fotoğrafı seçerken suçu caydırıcı, suçu ve gerçeği ortaya çıkarıcı görselleri kullanmaya özen gösterelim.

• Fotoğrafların ve haber dilinin nötr olmasına dikkat edelim. Doğru başlıklar ve doğru içerikler seçelim ve yayınlayalım.

Unutmayalım kadın cinayetlerinin tek bir sorumlusu yoktur. Biz bu sorumluluğu almamak konusunda elimizden geleni yapalım.

19.08.2020 (Aslı Emektar)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Daha güzel bir Gaziantep için bu ekip devam etmeli

BİR SES DE GSO’DAN...

BASININ SESİNİ SADECE GTO MU DUYDU?

ERKEKLERDE HAMUR YOĞURSUN

AK PARTİ VEKİL ADAYLARINI TANIYALIM

GÜCÜMÜZE GÜÇ KATACAKLAR!

HEP KADINLAR MI ÖLECEK (?)

2018’E KAPIYI AÇARKEN

KADIN HAKLARI GÜNÜ?

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin