Türk Silahlı Kuvvetleri ordusu neden Suriye'de? 

Orhan Kızılaslan

Türk Silahlı Kuvvetleri ordusu neden Suriye'de? 

Türk Silahlı Kuvvetleri'nden (TSK) yapılan açıklamada, terör örgütü DEAŞ'ın düzenlediği 3 intihar saldırısında 10 Türk askerinin şehit olduğu, 6'sı ağır 18 askerin yaralandığı belirtildi.

Fırat Kalkanı Harekâtı'nda toplam şehit olan asker sayısı 16'ya, yaralı sayısı da 33'e yükseldi ve şehitlerden biri de Bursa'dan

TSK'nın Suriye'nin kuzeyindeki terör hedeflerine yönelik devam eden Fırat Kalkanı Harekâtı kapsamında, El-Bab bölgesinde gün içindeki çatışmalar ve harekâtlar sonucu 160 terörist etkisiz hale getirildi.

Gencecik bedenlerin vatan uğruna şehit olması herkesi derinden yaralıyor.

Ciğerimiz yanıyor,

Bu yüzden olsa gerek, TSK'nın Suriye'de ne aradığını sorgulayanlar var.

O zaman TSK'nın neden Suriye’de olduğunu ben yazmaya çalışayım.

Birinci Dünya Savaşı sonrasında Ortadoğu’da sınırlar cetvelle çizilmişti.

Almanlarla girdiği Savaşı kaybeden Osmanlı dağıldı.

Topraklarımız işgal edildi.

Sonrasında, Atatürk önderliğinde Kurtuluş Savaşı vererek, Anadolu'yu düşman işgalinden kurtardık.

Biz var olma mücadelesi verirken, dönemin hâkim güçleri olan Fransız ve İngilizler Ortadoğu’yu diledikleri gibi şekillendirdiler.

O yıllarda belirlenen Orta Doğu haritası, şimdi yeniden şekillendirilmeye başladı.

Yani;

Irak’ın işgali ile başlayan, Arap Baharı ile devam eden Suriye’deki iç çatışmayla süren olaylar asla ve asla tesadüf değildir.

Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de bulunan enerji kaynaklarının, uluslararası sisteme sorun çıkarmayacak devlet ya da yapıların elinde olması amaçlanıyor.

Ortadoğu ve Doğu Akdeniz’deki enerjinin batılı şirketler tarafından işletilerek uygun fiyatlarla uluslararası sisteme aktarılmak isteniyor.

Olup bitenleri anlamayan ve/veya anlamazdan gelenler;

“Türkiye, Suriye’deki iç savaşa neden müdahil oluyor?” diye soruyorlar.

Aslında sebepler apaçık ortada duruyor.

Birincisi;

Söz konusu bölge yakın bir geçmişte zaten bizimdi.

Yani o topraklarla ve tarihi bağlarımız orada yaşayan insanlarla akrabalık bağlarımız var.

İkincisi;

Bu olaylar olurken deve kuşu misali başımızı kuma gömsek bile popomuz açıkta kalıyor.

Çünkü süreç çok hızlı ilerliyor.

İşte bu yüzden sürece de mecburen dâhil oluyoruz.

Şimdi DAEŞ'e gelelim. (İŞİD de deniliyor)

Görünürde Şii anlayışa bayrak açmış Sünniler'den oluşan bir örgüttür.

Ancak yaptıklarının, İslam diniyle, müslümanlıkla Sünni anlayışla ve insanlıkla hiç bir ilgisi yoktur.

8 yaşında çocuğu bile gözünü kıpmadan öldüren bir vahşi örgüt bu.

Irak’taki ve Suriye’deki otorite boşluğunu doldurup bazı kentleri ele geçirdiler.

Ele geçirdikleri kentler ne tesadüf ki, petrol olan yerler!

Birinci Dünya Savaşı’nın nasıl çıktığını hatırlayalım.

Bir Sırp Milliyetçisi, Saraybosna’da Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nun Veliaht prensini ve hamile eşini öldürdü.

Sonrası malum.

Bu olaydan 11 yıl önce de, 2’nci Abdülhamit tahttan indirilmişti.

Bugünde benzer senaryolarla Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ı saf dışı edilmek isteniyor.

15 Temmuz darbe girişimi boşuna yapılmadı yani.

  1. Abdülhamit tahttan indirilince her şey çorap söküğü gibi geldi.

Yani Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ı Erdoğan'ı görevden uzaklaştırabilseler, benzer senaryoları yine uygulayacaklar.

Dün de yazdım, bugün de yazıyorum.

Yaklaşık 12 yıldır Dünya yeniden paylaşılıyor ve dizayn ediliyor.

Çok düşük yoğunluklu bir Dünya Savaşındayız.

Kentler ülkeler işgal edilmiyor.

Ama kentlerin göbeğinde bombalar patlatılıyor, Dünya'nın en büyük devletlerinden biri olan Rusya Büyükelçisi Andrey Karlov bir Fetocu polis tarafından suikasta uğruyor ve öldürülüyor.

Bu paylaşım, belki açık bir Dünya Savaşı getirmez.

Ancak paylaşım Ortadoğu’da yapılacağı için, bizi çok yakından ilgilendirir.

Zaten Türk Silahlı Kuvvetleri de bu yüzden Suriye'ye girdi.

Eğer Türk Silahlı Kuvvetleri Ordumuz Suriye'ye girmemiş olsaydı, belki de PYD; PKK ve DAEŞ birlik olup bizim topraklarımıza girecekti.

Şimdi,"Bu karışıklıkta toplumum fertleri olarak bize düşen nedir?" sorusuna cevap vereyim.

 

Bize düşen; BİR OLMAK, BİRLİK OLMAK, SAĞDUYUYLA HAREKET EDEREK DİRLİĞİ KORUMAKTIR. BİR OLALIM DİRİ OLALIM.

KALIN SAĞLICAKLA, SEVGİLERİMLE…

 

14.12.2016 (Orhan Kızılaslan)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

SOKAKTAKİ DOSTLARIMIZIN GÜNÜ KUTLU OLSUN

MEMNUN OLMAYAN VE ŞÜKRETMEYEN TİPLER

Başkanlık sistemi için son karar Türk milletinin

SALDIRIYA SEVİNEN İNSAN DAHİ OLAMAZ… 

Başkanlık Sistemi ülkemize istikrar ve huzur getirecek 

Referandum hakkında bilgi sahibi olmadan konuşanlar 

ADALET BUNUN NERESİNDE, YOKSA RÜZGÂR ALDI GÖTÜRDÜ MÜ?

4 EKİM HAYVANLARI KORUMA GÜNÜ

1 dolarlık ŞEREFSİZLER...

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin