UNUTULAN GAZİANTEP KÖY GÜREŞLERİ

İbrahim Alisinanoğlu

UNUTULAN GAZİANTEP KÖY GÜREŞLERİ

Güreş, Türk kültüründe ve Türk spor tarihinde; sosyal, kültürel olarak önemli işleve ve yere sahip bir spor dalıdır.
Geleneksel kültür yelpazesi içerisinde yer alan güreş; yüzyıllar öncesine dayanan oluşum süreciyle, geçmişteki yaşama biçimimizle ilgili verdiği ipuçlarıyla, yarışma, yardımlaşma, dayanışma, paylaşma, hoşça vakit geçirme ve bunlar gerçekleştirilirken sergilenen milli ve dini ritüelleriyle bizim için çok önemli bir spor koludur.
“Türkler güreşi ibadet, güreş yerini ibadet yeri, güreş meydanını er meydanı olarak görmüşlerdir”
Güreş, Anadolu’da bulunduğu coğrafyaya ve içinde bulunduğu toplumun özelliklerine göre farklılık arz etmektedir. Bu nedenle de Gaziantep köy güreşleri de “garp ve iç Anadolu güreşleriyle kıyas edilemeyecek derecede farklılıklar gösterirler.”
Gaziantep’te güreş geleneğinin yüzyıllar öncesine kadar gittiği bir gerçektir. Güreş Gaziantep şehir merkezinde ve köylerde farklılıklar gösterir. Bu farklılığın nedeni; toplumun içinde bulunduğu coğrafya, hayat tarzından, alışkanlıklarından ileri geldiği söylenebilir.
Türklerde güreşler toplumun sosyal hayatının hemen hemen her bölümünde yer almıştır., Düğünlerde, bayramlarda, resmi kutlamalarda, şenliklerde, festivallerde, pazar ve panayırlarda, defin, yas ve matem törenlerinde yapıldığı görülmüştür.
Güreş bir zamanlar günlük hayatın bir parçası, güreş alanları toplumun hayatının nabzının attığı yerler olmuştur. Tertip edenler için ise itibar kazanma, zenginlik göstergesi sayılmıştır.
Gaziantep’te kırsal kesimde, özellikle köy güreşleri 1950 li yıllara kadar önemli bir spor dalı olurken, halkevleri, resmi kurumlarca da desteklenmiştir. Gaziantep’te köy güreşleriyle aba güreşlerini karıştırmamak lazım. Özellikle kırsal alanda, köylük yerlerde toplumun ve bireyin hemen hemen tek eğlenme aracı, vaz geçilmez tutkusu idi. Köyler arasında özellikle Dere- Dağ köy ayrımına neden olabilecek kadar tarafgirlik getirmiştir.
“ Hele dere köylerinde çağırılmadan davul sesine koşan o kadar güreş meraklıları vardır ki… Güreş bittikten sonra avcıların söylemekle bitiremedikleri avcılık hikâyeleri gibi güreşte yıkılanların, hasım düşenlerin, bökelerin lafları köy odalarının tek başına dedikodusunu teşkil ederdi. “
Düğünlerde köylüyü günlerce işinden alıkoyan bu güreşler “fakat ne yazık ki bu kadar meraklısı bulunan güreşçilik görenekte olsa bir kurala bağlı değildi”.
Gaziantep yöresinde köy güreşleri ana hatlarıyla şöyleydi:
İlkin düğün sahibi güreşçisi bulunan köylere OKUNTU gönderir. Kendisine okuntu gelen adam çevredeki ünlü güreşçileri toplar, düğün yapılan köye topladığı güreşçilerle birlikte giderlerdi. Gittikleri köyde güreşçiler kendileri için hazırlanmış konuk evlerine yerleştirilir, güreş süresince burada kalırlardı.
Güreş yapılacak olan köyde sabah erkenden davul eşliğinde evlerden konuk güreşçileri toplar, güreş yerine getirirlerdi.. Ev sahibi misafirlerinin altına kilim döşek açar, karınları doyurur, tüm ihtiyaçlarını karşılardı.. Sofrada hiç bir şey eksik edilemez. “Şu da yoktu” dedirtilmezdi..
“Herkes yerli yerine oturduktan sonra rakip olacak birkaç köy bir yana, birkaç köy bir yana geçer, güreşlerin başlaması beklenirdi.”
Güreş başlayınca ” İlkin “AYAK GÜREŞÇİLER” ”dedikleri heveskârlar güreşirlerdi. Sonra sıra usta güreşçilere gelirdi. Güreş bir gömlek, bir aba içinde yapılır. Güreşçinin başında işlemeli terliği bulunurdu. Soyunan adam meydana çıkar gezinmeye başlardı ki bu meydana da “ÇUKUR” denirdi.
Güreşçiler kuşakları omuzlarına atılı olduğu halde meyana gelirdi. Güreşçilerin birbirlerinin kuşağını bağlamları usuldendi. Kuşaklar bağlandıktan sonra yeni gelen evvelkini aşırırdı. AŞIRMAK; kolunu öbürünün omuzundan atarak kuşağından tutmaya denirdi. Aşıran, yani dışarıdaki bağda ile hasmını yıkmaya, içerideki bacağından kaldırarak düşürmeye çalışırdı.
Bunlardan başka bazı şaşırtma oyunları daha vardı.” Yıkmak için garp vilayetlerimizde olduğu gibi arkayı, yani sırtı tamamen yere getirmek şart değildir. Bunun için tökezletmek ve düşürebilmek yetişirdi”. Bir kere yıkılmakla da yıkıldı sayılmaz. Aşırana, öbürünün aşırması usullerdendi.
Her iki güreşmede de bir taraf yıkılırsa, yıkan kazanırdı.
Birisinde yıkılır, diğerinde yıkarsa buna “ HASIM“ denirdi. Hasımların aralaşması, yani bir daha tutuşmaları isteğe bağlıydı. Güreştirmeye kimse kimseyi için zorlayamazdı. Güreşin kazanıldığı karşı tarafın kabulü ile gerçekleşirdi. “ Yoksa her iki tarafın da sözü bir araya gelinciye kadar har-gür eksik olmaz. Seyircilerin canını sıkan güreşin burasıydı”. Bu yüzden kanlı döğüşler bile olurdu. Şimdi ortalıkta dolaşmalar beriki tarafın adamlarının da gönüllerini alarak güreşi yeniden kızdırmak için yalvarmalar, gidip gelmeler. Kabaran inatları yatıştırmak için bin bir çeşit sözler harcanmaya başlanır. Bazen öyle olur ki bu anlaşamamazlık yüzünden akşama kadar bir güreş bile yapılamazdı”
Hangi taraf yıkarsa çukur onun olurdu. Sonradan gelen aşırır, aşıran yıkılmış demektir
Ara sıra güreşmek isteyenler, yani kazananlar soyunarak çukurda gezinmeye başlarlardı. Öbür taraftan gözü kesenler de bu meydanda dolaşarak, kalkarak güreşmek isterlerdi.
Bir tarafta yıkılarak güreşçi kalmamışsa öbür tarafın güreşçileri birbirleriyle şakalaşırlar. Her gelen aşırır, çukurdakini çıkarır. Böylece güreşçiler kendi kendilerini gösterdikleri gibi… Diğer taraftan bir halay oyunu tuttururlar Neşeli bir oyun oynarlar ki öbür taraf artık tamamen mağlup olmuş demekti”.
Köy güreşlerine kadınlar seyirci olarak bile katılmazlardı. Çünkü güreşçiler donsuz, yalnız aba ve gömlekle bulunduklarından çıplaktırlar.
Pek çok geleneksel spor ve oyunun yok olduğu gibi günümüzde güreş, özellikle köylerde yok olma noktasındadır.
Değişen teknoloji ve hayat tarzı günümüz insanlarının düne kıyasla ilgi alanlarının büyük farklılaşmalarına neden olmuştur. Geçmişte toplumun sosyal ve kültürel hayatında özellikle köylerde hayatın bir parçası olan ata sporumuz güreş artık o eski izleyici ve ilgili kitleyi bulamamaktadır. , “Türk toplumu ve güreş arasındaki tarihsel, sosyal ve kültürel ilişki göz önüne alındığında, güreşin toplum hayatındaki yeri ve önemi ile ilgili kötüye doğru bir değişimin yaşandığı açık bir şekilde anlaşılmaktadır.
Köyler artık şehirlerin bir mahallesi konumundadır. Bu saatten sonra ne o görkemli köy güreşlerini ,ne de o güreşlere ilgi gösteren insanları göremeyeceğiz artık.. Modernleşmenin ve kentleşmenin getirdiği başkalaşım içinde köy güreşlerimizde unutulanlar listesinde yerini alacaktır.

 

16.09.2020 (İbrahim Alisinanoğlu)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

AHİLİK NEDİR?

O zamanlar insandık!… Ya şimdi?

İadeyi ziyaret!

ANTEPLİYİ GICIK EDEN BAZI HALLER!

DÜNDE KALAN SOKAK DESTANCILARI.

TEZE GELİN!

ANTEP’İN YAZLIK SİNEMALARI

Eey yavaş siz!... Eve gidderikk İnşallah!!

ESKİ FOTOĞRAF !

Sosyal Medyada Bizi Takip Edin