8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun! Doğal felâketlerde ve savaşlarda  kadınların acıları ikiye katlanıyor… Kadınlar, felâket anlarında karnındaki bebeğin, çocuklarının, eşinin ve ebeveynlerinin hayatta kalması için mücadele ediyor…

6 Şubat 2023 tarihinde gece saat 04.17'de Pazarcık merkez üssünde 7,7 ve ardından 7,6 büyüklüğünde iki deprem yaşandı. DSÖ tarafından “Asrın Afeti” ilan edilen büyük yıkım 10 ilde 13 milyondan fazla insan etkilendi. Bu nüfusun yarısını kadınlar ve kız çocukları oluşturuyor. 60 yaş üstü nüfusun yüzde 54’ü ise kadın. Depremin ilk sekiz gününde 3 bin 677 bebek dünyaya gelirken Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) Türkiye’nin açıklamasında 214 bin hamile kadın olduğu, yaklaşık 24 bin kadının önümüzdeki ay içinde doğum yapacağı öngörülmüş.

Felaketin il günlerinde depremzede kadınlar, hijyen ürünlerine erişemediler.  Genel olarak gıda ve diğer ürünler ile aynı noktadan dağıtıldığı için isteyememişler. Soğuktan yeterince korunamadılar, tuvaletlerin olmaması, hamilelerin sağlığını korumanın çok zor olduğu, hastalık kapma risklerinin çok yoğun olduğu bir dönem yaşadılar. Emzirme yerleri yok. Bir çadır ya da arabada da yaşayanların da mahrem alanları yok. Henüz enkazda sevdikleri vardı, bırakıp gidemiyorlardı.

Deprem bölgesinde enkaz altından canlı arama ve yaşayanları çadırlara yerleştirme sürecinde de kadınlar yaşam mücadelesi veriyorlardı. Kadınlar, barınma, tuvalet, banyo ve hijyen sorunları ile karşı karşıya idiler. Felaketin yükü kadınların sırtındaydı. Hamile depremzedelerin doktor kontrolleri askıya alınmıştı. Çadırda yaşam süren kadınlar, ısınma, çocuklarının beslenmesi, hastalanmaması gibi sorunlarla boğuşmak zorundaydı. Ailesini kaybeden kadın veya genç kız çadırda tek başına yaşamak zorunda kalmıştı. Deprem bölgesine yağmaya gelen erkeklerin rahatsız edici bakışlarına maruz kadılar. Enkazlar altında kalan oyun parklarında çocuklarına felaketi yaşatmamak için mücadele ediyorlardı.

Olağanüstü durumların yarattığı kaos ortamında, arama kurtarma ekiplerinin başında yakınlarını bekleyen erkek depremzede, deprem alanında yalnız kalan eşi ve kız çocuğunun başına bir şey gelmesinden endişe duyuyordu. Doktor, sağlık çalışanları ve kurtarma ekipleri arasında kadınların bulunması, kaos ortamındaki depremzede kadınların biraz olsun güvende hissetmelerini sağlıyordu.

Deprem bölgesindeki gazetecilerin ve kadın örgütlerinin izlenimlerine göre, Depremzede kadınlar, arama kurtarma çalışmaları sırasında sağlık ekipleri ve arama kurtarma ekiplerinde kadınların bulunduğunu gördüklerinde biraz olsun daha rahat davranabiliyorlardı. Kadın sağlığıyla ilgili problemlerini dile getirmeleri kolaylaşıyordu.
 
Kadınların yaşadığı diğer tehlike, depremzede olmayıp dışarıdan “yağmaya” gelen bazı erkeklerin rahatsız edici bakışlarıydı. Kaosun hâkim olduğu afet bölgelerindeki kötü niyetli insanlar, kadınları ve kız çocuklarını korkutuyordu. Kalabalık alanlardan hızlıca açık alanlardan çekiliyorlardı.
Sivil toplum örgütlerinin organize ettiği yardım alanlarında etrafta onlarca asker de bulunmasına rağmen ihtiyaçlarını almaya gelen depremzedelerin ezici çoğunluğu erkeklerden oluşuyordu. Belli ki bulundukları yeri terk etmek kadınlara tehlikeli geliyordu. Başlarını sokacak bir çadır bulmuşlarsa öbek öbek buralarda toplandılar ve tek başlarına hareket etmiyorlardı.
Deprem sonrası ilk günlerde tuvalet ihtiyacı açık alanlarda giderildiği için yine hiçbir hijyen önlemi alamıyorlardı. Depremzede kadınlarda bu tür durumlar daha yaygın ve mentrural hijyen ciddi kadın hastalıklarına yol açabilir. Bu sorunların daha rahat dile getirilmesi için kadın sağlık çalışanları ve gönüllüler bölgede bulunmalı.

Bir başka konu da yardımlara kadınların ulaşmasındaki zorluklar. Özellikle giysi yardımında kadınlar neyin olup olmayacağını deneyemiyor ve hiçbir depremzede üzerine olmayacak kıyafeti de alıp gitmek istemiyor belki bir başkasına olur diye. Kadın hijyen ürünlerindeki azlık, bunların talep edilmesindeki problemler de son derece dikkat çekici. Yardım dağıtım alanlarında pedler eksik olduğu için kadınların isterken çekiniyor, dağıtan gönüllü kadınsa daha rahat iletişim kurabiliyorlar.

Bundan sonra bölgeye gidecek kadın gönüllü ve çalışanlar mümkün olduğunca hijyen konusunda hazırlıklı gitmeliler. Kadın çalışanların kadın depremzedelerle doğrudan irtibat kurabildiği kanallar oluşturulmalı.

Depremde kadınlarımız ne yazık ki “güven, hijyen sorunu ve ayrımcılıkla” karşı karşıya kaldılar.  Felâketlerin yaşanmadığı 8 Mart’lara erişmek dileğiyle!..